ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL
ALLAH-MUHAMMED -YA ALİ.

Vahdetin sırrına ereyim dersen
Vucudun şehrine gireyim dersen
Tüm alemi aynı göreyim dersen
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Küntü kenzin sırrına ermek için
Tüm alemi kendinde görmek için
Hakk sende olduğun bilmek için
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Enel Hakk sırrına erişmek için
Tüm varlığı bir gözle görmek için
Vahdeti vücuda ulaşmak için
Önce kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Hakkı Baba Hakk'ı bileyim dersen
Hakk'a Hakk-el yakin olayım dersen
Sen kendi kendini bileyim dersen

..ÖNCE KENDİ ÖZÜNÜ BİLMEN GEREK..

..Dönen dönsün yolundan ,Ben dönmezem yolumdan..
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Melamiyye
Salı Ağus. 22, 2017 5:57 pm tarafından alevi-veysel

» Hasan Sabah ve Haşhaşiler tarikatı
Perş. Ara. 22, 2016 3:47 pm tarafından Admin

» OSMANLI DEVLETİNDE BEKTAŞİ TARİKATININ KAPATILMASI VE SONRASI GELİŞMELER
Perş. Ara. 22, 2016 3:43 pm tarafından Admin

» BİZİM SAYFAMIZ
Çarş. Haz. 15, 2016 8:05 pm tarafından Admin

» Zara AKDEDE (Cimilti) Köyü
Salı Mayıs 17, 2016 3:39 pm tarafından Admin

» alevilik bilgi forumu avatarlar
Salı Mayıs 03, 2016 1:18 pm tarafından Admin

» Karışık Gifler-Hareketli Gifler
Ptsi Mayıs 02, 2016 4:46 pm tarafından Admin

» TÜRKİYE GÜNDEMİ RESİM VE SÖZLERLE.
Cuma Nis. 29, 2016 10:48 am tarafından Admin

» ŞERİ-SÜNNİLİKTE KADIN
Ptsi Nis. 25, 2016 2:57 pm tarafından Admin

Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim

Galeri


Ortaklar
bedava forum

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Sosyal yer imi

Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

Sosyal bookmarking sitesinde ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL adresi saklayın ve paylaşın

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 216 kişi Cuma Ağus. 11, 2017 12:46 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 13 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ZiLaN

Kullanıcılarımız toplam 5026 mesaj attılar bunda 676 konu

Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

yeni.1 Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2014 6:44 pm

Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri


Sünni inanca mensup dört büyük ameli / fıkhi mezhep vardır Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik. 
 
Bu dört mezhep ibadetler konusunda derin ihtilaflara gömülmüş
durumdadır. Oysa dört mezhep de Hazreti Muhammed’in sünnetine
uyduklarını yani Sünni olduklarını iddia ediyorlar. Ancak ne hikmetse
peygamberin sünnetinin ne olduğu konusunda kendi aralarında bir türlü
görüş birliğine varamıyorlar. Birinin sünnet dediğine diğeri mekruh (
dinen çirkin ) diyebiliyor.

Sözgelimi, namaz kılarken fatiha suresini okumadan önce “ besmele “
çekmenin hükmü konusunda Hanefiler sünnet, Malikiler mekruh, Şafiiler
farz demektedirler. 
( Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din, 4. Baskı, S. 171. Yıl, 2003.)


Bir başka örnek

Sünni inanca göre Namaz için abdest almak şarttır. Peki tüysüz bir
delikanlıya değen bir erkeğin abdesti bozulur mu ? Sünni bilginler bu
konuda da kafa yormuşlar ve sözüm ona sünnete uygun bir yanıt
aramışlar. Şaşırtıcı ama bu konuda Sünni mezheplerden Malikilik, tüysüz
bir delikanlıya değen bir erkeğin abdestinin bozulacağı hükmüne varmış.
Diğer üç Sünni mezhep ise bu durumda abdestin bozulmayacağı yönünde bir
hükme sahip. 

Bir başka örnek daha

Her ikisi de Sünni ekol olan Hanefilik ve Şafiilik arasında namazlar
konusunda aslında pek görülmese de çok derin başkaca ayrılıklar da
vardır. Sözgelimi farz namazları cemaat halinde kılarken “fatiha
suresi”ni namazı kıldıran imamın okuması yeterli midir, yoksa imamla
birlikte cemaattekiler de içlerinden bu sureyi okumak zorunda mıdırlar,
şeklinde bir tartışma mevcuttur. Bu basit bir tartışma değildir. Çünkü
Şafiiler, Hazreti Muhammed’den rivayet edildiğine inanılan bir söze /
hadise dayanarak “fatihasız namaz, namaz değildir.” anlayışıyla
cemaatteki herkesin içinden bu sureyi okuması gerektiği, sadece namazı
kıldıran imamın okumasının yeterli olamayacağı düşüncesindedirler. Oysa
Hanefiler sadece imamın okumasını yeterli görmektedirler. Hatta
cemaattekilerin okumasının mekruh / dinen çirkin olduğunu
savunmaktadırlar. Buna göre Şafiiler, Hanefilerin cemaat halinde
kıldıkları namazları, cemaattekilerin söz konusu sureyi okumamalarından
ötürü geçersiz görmektedirler. Yine bir diğer fark da bayram namazları
konusundadır. Bayram namazları Hanefilerde “ vacip “ iken Şafiilerde ve
Malikilerde “ sünnet “ tir. ( Mustafa Cemil Kılıç, Alevi İbadetlerinin
İslam’daki Yeri, S.15, Yıl, 2007.) 


İbadetlerle ilgili çarpıcı ve yürek yakıcı bir örnek daha

Sünni mezheplerin en yaygını olan Hanefi mezhebine göre kişi namaz
kılmıyorsa zorla kıldırılır ve zorla oruç tutturulur. Namaz kılmayan
kişi dövülür ve kılmaya başlayana kadar hapsedilir. Ama Hanefi mezhebi
yine de insaflı çünkü diğer üç Sünni mezhebe göre bu ibadetleri
yapmayanlar öldürülür. ( Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din, 4. Baskı, s.
51, Yıl, 2003.)


Bu kuralların bugün için uygulanamadığını ve Sünni halkımızın büyük
çoğunluğunun bunlardan habersiz olduğunu elbette biliyoruz. Ancak bir
gün “ din devleti / şeriat devleti “ egemen olursa işte o zaman namaz
kılmayanların ve oruç tutmayanların vay haline ! 

Sünni mezheplerin namazın dili konusundaki çelişkileri de son derece ilgi çekicidir.

Sünni mezheplerden taraftar sayısı en fazla olan Hanefiliğin kurucusu
Numan Bin Sabit yada künyesiyle söyleyecek olursak Ebu Hanife, Arapça
dışındaki dillerle de namaz kılınabileceği yönünde bir fetva vermiş ve
bu fetvasını da bir takım akli ve nakli delillere dayandırmış, dahası
bu yönde Hazreti Muhammed’in sükut ederek verdiği bir onayı da temel
almıştır. 

Hanefi mezhebinin imamlarından es- Serahsi, “ el- Mebsut “ adlı
yapıtında Ebu Hanife’nin söze konu fetvasına genişçe yer vermiştir. 

Fatiha suresinin Farsça çevirisiyle namaz kılmak isteyenlere
peygamberce onay verildiğini nakleden Ebu Hanife, Kur’an’da asıl olanın
anlam olduğunu, lafzın yani sözün önemli olmadığını, dolayısıyla
anlamca karşılandığı sürece Kur’an ayetlerinin başka dillerdeki
çevirileriyle namaz kılınabileceğini belirtmiştir.

Ebu Hanife’ye göre kişi, ister Arapça bilsin, isterse bilmesin kendi
anadiliyle namaz kılabilir. Ancak Ebu Hanife’den sonra gelen ve onun
öğrencileri olan İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed, bu fetvayı ters yüz
ederek kişi Arapça okumayı yahut Arapça telaffuzu öğreninceye kadar ana
diliyle namaz kılabilir fakat en kısa sürede Arapça telaffuzu / okumayı
öğrenmelidir, şekline sokmuştur.

Öbür Sünni mezhepler ( Şafiiler, Malikiler, Hanbeliler ) Arapça dışında
bir dil ile asla namaz kılınamayacağını, Arapça telaffuzu bilmeyenlerin
sadece Allah diyerek namaz kılmalarını fakat asla Arapça dışında bir
dil ile ayet okumamalarını, aksi takdirde bu namazın caiz / geçerli
olmayacağını ileri sürmüşlerdir.

Adı geçen dört mezhebin dördü de Sünni olmakla birlikte Ebu Hanife’ye
göre caiz olan namaz, diğerlerine göre caiz değildir. Bu derin çelişki
Sünniliğin en sıkıntılı noktalarından birini oluşturmaktadır.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

yeni.1 Geri: Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2014 6:44 pm

konunun devamı:


Sünni inanca göre kadın ve erkek bir arada ibadet edemez. Hatta bir
kadınla bir erkek normal zamanda da bir arada bulunamazlar. Sünni
bilginler bunu şer’an caiz görmemişlerdir. Özellikle ibadet sırasında
kadın ve erkeğin birlikte bulunmaları kesinlikle caiz görülmemektedir.
Kadınlar namaz sırasında erkeklerin arkasında ve farklı bir safta
bulunabilirler. Yan yana ve aynı safta bulunamazlar. Zira Sünni
bilginler düşünür ki ibadet sırasında kadın ve erkeğin bir arada
bulunması fitneye ve namazın fesada uğramasına neden olur. Bu tutum
gösteriyor ki, ibadet için bir araya gelen kadın ve erkeğe karşı bir
güvensizlik söz konusudur. Sünnilikte İbadet etmek, kişilerin gönüllü
tercihine bırakılmış değildir. İslam’ı kabul edip etmemek hususunda
özgür olan insanlar, dini kabul ettikte sonra Sünni inanca göre ibadet
etmeye mecburdurlar. 

Tekraren belirtelim ki, Hanefi mezhebine göre namaz kılmayan kişiye
zorla namaz kıldırtılmalıdır. Namaz kılmayan kişi dövülür ve kılmaya
başlayana kadar hapsedilir. Ama Hanefi mezhebi yine de insaflı çünkü
diğer üç Sünni mezhebe göre bu ibadetleri yapmayanlar öldürülür. (
Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din, 4. Baskı, s. 51, Yıl, 2003.)

Zorla ibadete gelen kişilerin yada zorla ibadet ettirilenlerin ibadet
sırasında fitne ve fesada neden olacak tutum ve davranışlar
sergilemeleri yahut içlerinden bu anlama gelecek duygulara kapılmaları
beklenebilir. Bu nedenle Sünni inancın kadın erkek bir arada ibadeti
caiz görmemesi tutarlı gibi görünmektedir. Ancak Sünni bilginler bu
konuda da ilginç bir çelişki içerisindedirler. Camilerde kadın erkek
bir arada ibadete cevaz vermeyen Sünnilik, Kabe’de özellikle hac
sırasında kadınların ve erkeklerin bir arada hatta iç içe, aynı safta,
önlü arkalı ibadet etmelerine itiraz etmemekte ve bu şekilde kılınan
namazın sıhhati konusunda şüphe etmemektedir. 

Sünni inanca göre İslam’ın en kutsal ibadet yeri olan Kabe’de / Mescid
– i Haram’da kadın erkek bir arada bulunulmasının mahsuru yokken değer
bakımından daha alt düzeyde olan diğer ibadethanelerde ise bu durum son
derece mahsurlu görülmektedir. 

Tanrı katında kadın erkek ayrımı olmadan bütün insanların eşitliği
dinsel bir ilke iken Sünnilikte bu eşitlik yadsınarak kadınların ibadet
yöneticisi olmaları da caiz görülmemektedir. Kaldı ki Sünnilikte kadın
toplum yöneticisi, devlet başkanı bile olamaz. Bu da önemli bir çelişki
olarak durmaktadır. Alevi inancında ise kadın ve erkek hayatın her
alanında eşittir. İbadet ederken de, idarecilikte de kadın ve erkeğin
eşitliği Alevilikte temel bir ilkedir. Bu konuda Hazreti Hünkar Hacı
Bektaş – ı Veli şöyle buyurmaktadır:


“Erkek, dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,
Eksiklik, noksanlık senin görüşlerinde…”


Sünni inancın ibadetle ilgili bir diğer çelişkili tutumu da ibadet
sırasında örtülmesi gerekli yerlerin neler olduğu konusundadır.
Çelişki, erkeklerin nasıl örtünecekleri konusundadır. Kadınların ibadet
sırasında nasıl örtünecekleri konusunda ise görüş ayrılığı yoktur. Buna
göre kadınlar el, yüz ve ayak hariç tüm bedenlerini bol / geniş
giysilerle örtmelidirler. Buna karşın Ebu Hanife’ye göre kadınların
saçlarının bir kısmının namazda görünmesi namazı bozmamaktadır. Öbür
Sünni mezhepler ise bir tel saçının bile görünmemesi gerektiği
fikrindedirler. 

Namazda örtülmesi gereken yerlere avret yeri denilmektedir. Erkeklerin
avret yerinin neresi olduğu konusunda Sünni mezhepler farklı görüşlere
sahiptir. Hanefi, Şafii, Hanbeli mezhepleri erkeğin göbek ile diz
kapağı arasının avret yeri olduğunu belirtirken Maliki mezhebi sadece
cinsel uzuvlarının ve kaba etinin avret yeri olduğunu ileri
sürmektedir. Yani Malikilere göre kişi ön ve arka organlarını örten bir
çamaşırla namaz kılabilmektedir. Diğer Sünni ekoller ise diz kapağı ile
göbek arasını örtmeyi şart görmektedir. ( Uydurulan Din ve Kur’an’daki
Din, 4. Baskı, s. 174, Yıl, 2003.)


Günlük namazların kaç vakit olduğu konusunda da Sünnilikte ilginç bir
görüş mevcuttur. Bu görüş Miraç olayı ile ilintilendirilmektedir.

Buna göre peygamber Hazreti Muhammed, Miraç'ta Tanrı'dan inananlar için
günde elli vakit namaz buyruğu almış fakat dönüşte yolda Hazreti
Musa'ya rastlamış, Hazreti Musa, Hazreti Muhammed'e günde elli vakit
namazın inananlara ağır geleceğini söyleyerek Tanrı'dan bunu
indirmesini istemiştir. Hazreti Muhammed, Hazreti Musa'nın öğüdüyle
yeniden Tanrı katına gidip günlük namaz vakti sayısının indirilmesini
talep etmiştir. Her gidişinde beş vakit indirilmiştir. Her seferinde
Hazreti Musa, Hazreti Muhammed'e daha da indirmesi için Tanrı katına
tekrar gitmesini istemiştir. En son beş vakte indiğinde bile Hazreti
Musa aynı isteği yinelemiştir. Fakat Hazreti Muhammed, bundan daha az
sayıda vakit için Tanrı'dan ricada bulunamayacağını belirtmiştir.
Böylece Sünni teolojiye göre günlük beş vakit namaz kesinleşmiştir. Bu
anlatı Sünni teolojinin en güvenilir kaynakları arasında kabul edilen
Buhari'nin hadis derlemesinde ve diğer kimi derlemelerde de mevcuttur.

Bu noktada Sünni bilginlere şu soruları yöneltmek gerekmektedir 
1. Tanrı peygamber bile olsa birilerinin isteğiyle sürekli görüş
değiştiren ve karar veremeyen bir varlık mıdır ki elli vakti kademe
kademe beşe kadar indirmiştir ?
2. Hazreti Muhammed, günlük elli vakit namazın kendi ina

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

yeni.1 Geri: Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2014 6:46 pm

nanları
için katlanılamayacak / yerine getirilemeyecek derecede zor olduğunu
akıl edemeyen biri midir ki Hazreti Musa'nın akıl vermesiyle hareket
etmektedir ?
3. Tanrı ve Hazreti Muhammed namaz vakitleri konusunda pazarlık mı yapmışlardır ?
4. Hazreti Musa, Tanrı ile Hazreti Muhammed arasındaki pazarlıkta aracılık mı yapmıştır ?
5. Hazreti Musa, namaz vakitleri konusunda hem Hazreti Muhammed'e hem de Tanrı'ya etkide bulunan gerçek bir belirleyici midir ?
6. Yoksa Sünni İslam'daki günlük beş vakit namaz uygulamasının kaynağı Hazreti Musa mıdır ?
7. Sünniler günde elli vakit namaz yerine beş vakit namaz kıldıkları
için Hazreti Musa'ya şükran ve minnet borcu içerisinde midirler ?
8. Tanrı, günlük elli vakit namazın insanlar için güç olduğunu Hazreti Musa olmasa anlamayacak mıydı ?

Bu sorulara karşı şöyle bir savunma geliştirilmektedir:

“Hazreti Peygamber'e İsrâ gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı.
Sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi: Ey
Muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz.
Senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır."
(Buhâri, Salat, 76, Enbiya, 5.)

Bu savunmanın ne derece ikna edici olduğu herkesin kendi inanç
dünyasıyla ilgili bir sorundur. Ancak bizi ikna etmediğini
belirtmeliyiz. Hatta ikna bir yana bu savunma bize göre son derece
gülünçtür.

Alevi inancında ise namaz ibadeti cem adını almaktadır. Namaza, “halka
namazı” yada “niyaz” adı da verilmektedir. Cem ibadeti İslam’ın namaz
buyruğunun uygulanma biçimidir. Teolojik olarak kaynağı Kırklar
Meclisi’dir. İcra edildiği mekan ise Cem evleridir.

Bu konudaki Alevi anlayışın daha net anlaşılması için evvelce yaptığımız bir çalışmadan ilgili bölümü özet halinde aktarıyoruz:

“…

1. İslam dinine göre namaz bir dua etkinliğidir. Bu etkinlik bireysel
olarak yapılabileceği gibi toplu olarak da yapılabilmektedir. 

2. İslam dinine göre namazın belli bir şekli yoktur. Her toplum kendi
kültürü / gelenekleri çerçevesinde bir takım şe ihdas edebilir.

3. İslam dinine göre günlük olarak beş yada üç vakit namaz söz konusu
değildir. Namazın gerek şekli gerekse de ihdas edilmiş vakitleri
tümüyle zorlama yorumlara ve Orta Doğu ve Arap halklarının
geleneklerine dayanmaktadır. 

4. Alevi - Bektaşilerin namaz konusunda geliştirdikleri içtihat, mensup
oldukları kültürlerinin doğal sonucudur. Bu bağlamda cem ayini,
İslam’ın namaz emrinin Alevi ve Bektaşilerce uygulanma biçimidir.

5. Alevi - Bektaşilerin namazı cem ibadetidir. Başka türlü bir namaz
Alevi inanç ve kültüründe olmadığı gibi Alevi geleneğine de aykırıdır. 

6. Cem ayini, içerisinde barındırdığı dara durma yani kıyam, tecella ve
temenna yani rukü ve ayrıca defalarca icra edilen secdesiyle İslam’ın
namaz buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.

7. Cem ayini yerine başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilme çabasından başka bir şey değildir. 

8. Kur’an’da vakti hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen tek
namaz Cuma namazıdır. Alevi - Bektaşilerin Cem ayinlerinin yapılış
vakti yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Cuma namazı vaktidir. Cuma
namazının vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin her hangi bir
bölümünde namaz ifa edilebilir. 

9. Cuma namazı Kur’an’da kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara
emredilmiştir. Bu bağlamda Alevi - Bektaşilerin kadın erkek birlikte
cem yapmaları Kur’ansal buyrukla örtüşen gerçek bir ibadet
hüviyetindedir. 

10. Namaz konusunda yüzyıllardır süren Sünni ve Şii uygulamalarının bir
inanç ve akıl tutulması olduğu açıktır. Sünni ve Şiilerin bu konudaki
yorumlarına Alevilerin gösterdiği saygı eşit düzeyde bir karşılığı hak
etmektedir. Bu bağlamda Alevilerin namaz ile ilgili olarak
geliştirdikleri yorum ve uygulamaya Sünni ve Şii din bilgileri de aynı
şekilde saygı göstermek zorundadırlar.

11. Kur’an’da, Allah’ın yatarken, ayaktayken ve otururken de anılmak
suretiyle ibadet edilebileceği net bir biçimde belirtildiğinden namazı
belli bir şekle hapsetmeye çalışmak isabetli bir tutum değildir. 

12. Alevi - Bektaşi inancına göre cem ayininin teolojik kökeni kırklar meclisidir.

…” ( M. Cemil KILIÇ, Alevi İbadetlerinin İslam’daki Yeri, Etik Yayınları 2007, S.44 - 45. )


Sünni mezhepler arasında namaz ibadeti ile ilgili bir hazırlık olan ve
namazın şartlarından biri olarak görülen abdest konusunda da derin
görüş ayrılıkları ve çelişkiler mevcuttur.

Abdestin nasıl alınacağından tutun da nelerin abdesti bozduğuna varıncaya kadar pek çok konuda görüş ayrılıkları vardır.

Kur’an’da yer alan abdest ayetinden anlaşılması gerekenin ne olduğu konusu da Sünni mezhepler arasında ihtilaf sebebidir. 

Bu konuda birkaç örnek vermekle yetinelim.

Hanefilere göre abdestin farzı / şartı 4 iken Malikilere göre 7, Şafiilere göre 6, Hanbelilere göre ise 7‘dir. 

Abdesti bozan şeylerin sayısı Hanefilerde 12, Malikilerde 3, Şafiilerde 5, Hanbelilerde ise 8’dir.

Sünni mezhep bilginleri abdest konusunda ilginç noktalara da
değinmişlerdir. Sözgelimi, abdest almış bir kişi cinsel organına
dokunursa abdesti bozulur mu bozulmaz mı diye düşünen bilginler, bu
konuda da ihtilaf etmişlerdir. Hanefi mezhebine göre cinsel organına
dokunmak kişinin abdestini bozmazken diğer Sünni mezheplere göre bu
durumda kişinin abdesti bozulmaktadır. 

Namaz kılarken kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı ? Hanefi mezhebine
göre bu durumda abdest bozuluyorken öbür Sünni mezheplere göre ise
bozulmamaktadır.

Yine kan akması durumunda Hanefilere göre kişinin abdesti bozulurken diğerlerine göre bozulmamaktadır.

Deve eti yemek ve cenaze yıkamak Hanbelilere göre abdesti bozmaktadır. Diğerlerine göre ise bozmamaktadır. 

Kadınlara dokunmanın namazı bozup bozmayacağı konusu da önemli bir tartışma noktasını teşkil etmektedir.

Şafii mezhebine göre kendisiyle nikahın haram olduğu kadınlar dışındaki
kadınlara dokunmak abdesti bozmaktadır. Oysa Hanefiler söze konu ayette
( Maide 6.ayet ) geçen “ dokunmak “ ifadesiyle kastedilenin cinsel
ilişki olduğunu dolayısıyla dokunmakla abdestin bozulmayacağı
görüşündedirler. 

Namaz abdesti gibi gusül abdesti konusunda da ihtilaflar vardır.

Sünni mezhepler gusül abdestinin farzlarının sayısı hususunda da
anlaşamamaktadırlar. Buna göre Hanefiler, gusül abdestinin şartlarının
3 olduğunu belirtirlerken diğer mezhepler farklı sayılar ileri
sürmektedirler.

Gusül abdesti almayı gerektiren nedenlerin neler olduğu da ihtilaflıdır.

Her mezhep farklı farklı nedenler ileri sürmektedir. Bu nedenler
arasında görüş birliği içerisinde olunan ortak bir nokta olmakla
birlikte farklılıklar da ciddi boyutlardadır.

Görüleceği üzere “ Hak Mezhepler “ diye yüceltilen Sünni ekollerin
gerek namaz gerekse abdest konusundaki ihtilafları “ hak “ denen şeyin
belirsizliğini ilan etmektedir. Bir mezhebe göre kılınan namaz geçerli
iken diğerine göre geçersiz kabul edilmektedir. Bir mezhebe göre
abdestli kabul edilen bir kişi diğer mezheplere göre abdestsiz
görülmektedir. O halde bunların hepsi aynı anda nasıl hak / doğru
olabilmektedir ? Gerçekte bu durum bir dinsel kara mizah örmeği değil
midir ?!


Hak mezhepler denilen Sünni ekollerin içinde bulunduğu durumu
yansıtması bakımından aşağıya aldığımız tümceler gerçekten dikkat
çekicidir:


“…Hanefi mezhebinde namaz kılmaya başlamayan dövülür, Hanbeli, Şafi ve
Maliki mezheplerinde ise aynı şahıs namaz kılmaya başlamazsa öldürülür.
Sırf mezhepler açısından bile olaya baksak Hanbeli, Şafi ve Maliki
olanların Hanefi’ye göre en büyük günah olan adam öldürme fiilini
işleyip günaha girdiklerini, Hanefi olanların ise sırf dövdükleri,
öldürmedikleri için diğer mezheplere göre Allah’ın bir hükmünü inkar
edip zalim olduklarını söylememiz gerekir. Oysa ayrılıkta güzellik
gören zihniyete göre Allah, ahirette Müslümanları mezheplerine göre
ayıracak, Hanefi ise sen Hanefiydin dövdün doğru yaptın, Şafi ise sen
Şafiydin öldürmeliydin, öldürüp doğru yaptın diyecektir! Namaz
kılmayanı eğer Hanefi biri öldürürse katil olup cehennemlik bir fiil
yapacaktır, oysa namaz kılmayanı öldüren Şafi , Allah’ın hükmünü yerine
getirdiği için cennetlik bir fiil yapmış olacaktır. Yani aynı fiili
yapan iki kişiden biri cehennemlik, diğeri ise mübarek kişi olacaktır.
Böyle din olur mu?...” ( Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din, Dördüncü
Baskı, s.157, İstanbul Yayınevi 2003 )


Abdest konusunda Alevi inancının tavrı ise gerçekten tam anlamıyla
evrensel bir tutum olup İslam dininin ruhuna da muhteşem bir uygunluk
teşkil etmektedir. 

Alevi inancına göre abdestten amaç temiz olmaktır. Bedenin abdesti su
ile ruhun abdesti iman ve ihlas iledir. Yani manevi arınma iledir.
Tarikat abdesti denilen manevi temizlenme Alevi / Bektaşi yolunun
abdeste dair geliştirdiği görkemli bir tavırdır.

Cinsel ilişki sonrası temizlenme yani boy abdesti alma olayı da bedensel temizlik kapsamındadır. 

Alevi / Bektaşi inancına göre kişi bedenen temiz ise zaten abdestlidir. Abdesti bir takım şee
bağlamak isabetli bir tutum değildir. Zira böyle yapıldığında nasıl bir
keşmekeş yaşandığının en yalın örneklerinden biri Sünni mezheplerin bu
konudaki ihtilaflarıdır.

Sünni inançta namaz ve abdest ilgili daha pek çok farklı görüş mevcuttur. Ancak bu kadarını sunmakla yetinelim.



mceilkilic@habercem.com

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

yeni.1 Geri: Sünni Mezheplerin Namaz ve Abdest Konusundaki Çelişkileri

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz