ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL
ALLAH-MUHAMMED -YA ALİ.

Vahdetin sırrına ereyim dersen
Vucudun şehrine gireyim dersen
Tüm alemi aynı göreyim dersen
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Küntü kenzin sırrına ermek için
Tüm alemi kendinde görmek için
Hakk sende olduğun bilmek için
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Enel Hakk sırrına erişmek için
Tüm varlığı bir gözle görmek için
Vahdeti vücuda ulaşmak için
Önce kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Hakkı Baba Hakk'ı bileyim dersen
Hakk'a Hakk-el yakin olayım dersen
Sen kendi kendini bileyim dersen

..ÖNCE KENDİ ÖZÜNÜ BİLMEN GEREK..

..Dönen dönsün yolundan ,Ben dönmezem yolumdan..
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Melamiyye
Salı Ağus. 22, 2017 5:57 pm tarafından alevi-veysel

» Hasan Sabah ve Haşhaşiler tarikatı
Perş. Ara. 22, 2016 3:47 pm tarafından Admin

» OSMANLI DEVLETİNDE BEKTAŞİ TARİKATININ KAPATILMASI VE SONRASI GELİŞMELER
Perş. Ara. 22, 2016 3:43 pm tarafından Admin

» BİZİM SAYFAMIZ
Çarş. Haz. 15, 2016 8:05 pm tarafından Admin

» Zara AKDEDE (Cimilti) Köyü
Salı Mayıs 17, 2016 3:39 pm tarafından Admin

» alevilik bilgi forumu avatarlar
Salı Mayıs 03, 2016 1:18 pm tarafından Admin

» Karışık Gifler-Hareketli Gifler
Ptsi Mayıs 02, 2016 4:46 pm tarafından Admin

» TÜRKİYE GÜNDEMİ RESİM VE SÖZLERLE.
Cuma Nis. 29, 2016 10:48 am tarafından Admin

» ŞERİ-SÜNNİLİKTE KADIN
Ptsi Nis. 25, 2016 2:57 pm tarafından Admin

Eylül 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930 

Takvim Takvim

Galeri


Ortaklar
bedava forum

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Sosyal yer imi

Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

Sosyal bookmarking sitesinde ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL adresi saklayın ve paylaşın

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 216 kişi Cuma Ağus. 11, 2017 12:46 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 13 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ZiLaN

Kullanıcılarımız toplam 5026 mesaj attılar bunda 676 konu

KIZILBAŞLIK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

semah KIZILBAŞLIK

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2014 7:28 pm

KIZILBAŞLIK 


Kızılbaşlık, Şii mezhebinin bir kolundan olanlara verilen ad. 

Kızılbaş'ların bulunduğu yerler: Trakya'da Dobruca, Deliorman, Edirne
ve Kırklareli; Anadolu'da Eskişehir çevresi, Balıkesir, Narlıdere
(İzmir), Sivas, Çorum, Mecitözü, Sungurlu, İskilip, Divriği, Tunceli,
Malatya, Erzincan, Erzurum, Antalya ve Hatay. Genellikle yalnız
kendilerinin bulunduğu köylerde yaşarlar. 

Sünnilerle karışık Kızılbaş köyleri pek azdır. İran'ın batısında
Luristan ve Kürdistan'da, Azerbaycan'da Tebriz, Makû, Maverai
Kafkas'ta, küçük topluluklar halinde Hemedan, Tahran, Mazenderan ve
Fars'ta «Ehlihak» adı altında yaşayan Kızılbaşlar vardır. Tahtacılar ve
Anadolu'da «Abdal» adı verilerek halk arasında «çingene» oldukları
söylenen göçebeler de Kızılbaştır. 

Şah Haydar ve oğlu Şah İsmail'e yardım eden boyların adlarıyla ilgili
olarak Kızılbaşlardan Makû'dakilere Karakoyunlular, Urmiye'dekilere
Abdalbeyliler, Luristan'dakilere Gulyai, Tebriz'dekilere Gûrran,
Karadağ'dakilere Şamlular, Karabağ'dakilere Milliler adı verilmiştir.
Anadolu'daki Kızılbaşlar kendilerine Şah Safi süreği derler. Bektaşiler
Kızılbaşlara «sofu sürekleri» adını vermiş ve «yol bir, sürek bir;
sürek olsun, çörek olsun, Ehlibeyti sever olsun» sözleriyle
Kızılbaşların inanışlarını benimsediklerini belirtmişlerdir. 



TARİH 

Kızılbaş adı Şiiliğin bu koluna mensup olanların ilk zamanlarda kızıl
taç ve hırka giymelerinden dolayı verilmiştir. Sasaniler çağında
Zerdüşt dinine bağlı Mazdek taraftarlarının benimsediği bu kıyafet,
İslâmiyetten sonra Bâtıniler tarafından kabul edilmişti. Bâtınilere
bundan dolayı muhammere (kırmızı elbise giyenler) adı verilir. Şiiliğin
imamiye mezhebini benimseyen ve Safevi devletini kuran Erdebil
safilerinin 12 dilimli kızıl taç giymeleri bu geleneğin devamıdır.
Safiyeddin Erdebili'nin torunlarından şeyh Cüneyd (öl. 1460) Suriye,
Anadolu ve Azerbaycan'daki Şii-Bâtıni boyları ile Sımavna kadısı oğlu
Bedreddin taraftarlarını kendi çevresinde toplayarak giriştiği
dini-siyasi hareket sırasında öldürüldükten sonra Erdebil sufileri
Cüneyd'in oğlu şeyh Haydar'a pir olarak bağlandılar. 

Taraftarlarınca «Tanrı'nın Zuhuru» sayılan şeyh Haydar 12 dilimli kızıl
taç giyiyor, kızıl sarık sarıyordu. Müritleri de derecelerine göre aynı
tacın sarıklı ve sarıksız çeşitlerini giyiyordu. Şeyh Haydar'dan
sonraki Safevi şahlarına bağlı olan zümreye Sünniler tarafından
Kızılbaş adı verildi. Sünni-Şii çekişmeleri yüzünden Anadolu'da halk
arasında Kızılbaş adı verilen topluluk aleyhinde çeşitli söylentiler
yaygınlaştı; Kızılbaş adı, ahlâk telâkkilerine aykırı davranan kimse
anlamında kullanılmaya başladı. 

XV. yy.dan itibaren gelişen Osmanlı-Safevi mücadeleleri sırasında
Anadolu'daki Kızılbaşlar İran'a sıkı bir bağlılık gösterdiler. İran'dan
gelen Kızılbaşlar Anadolu'da Osmanlı devleti aleyhinde propagandalara
giriştiler. Anadolu'da zaman zaman Kızılbaş ayaklanmaları çıktı:
Anadolu beylerbeyi Karagöz Paşayı yenecek kadar kuvvetlenen ve
veziriazam Hadım Ali Paşa tarafından mağlup edilen Şahkulu'nun (öl.
1511) isyanı, Selim I'in Çaldıran seferinden (1514) önce bastırmak
zorunda kaldığı Kızılbaş ayaklanmaları, Süleyman I zamanında sadrazam
İbrahim Paşanın bastırdığı Kalender ayaklanması (1527), Suriye'den
gelerek Güneydoğu Anadolu'da 50,000 taraftarıyla harekete geçen ve
Bozok'a yolladığı halifesi aracılığıyla Kızılbaşları ayaklandıran
Yalancı Şah İsmail'in faaliyeti v.d. bu hareketlerin başlıcaları
arasında sayılabilir. 




İNANÇLAR 

Kızılbaşlar şeyh Safiyeddin Haydar'ı pir tanır. İnanç ve törelerinde
Bektaşilikten gelen etkiler çoğunluktadır. Fakat Kızılbaşlık Bektaşilik
gibi benimsediği inançlara bağlanan herkesin girebileceği bir tarikat
değildir. Kızılbaş olmak için mutlaka Kızılbaş soyundan gelmek gerekir.
Bundan dolayı Kızılbaşlık bir tarikat değil, kapalı bir mezhep sayılır.


Bektaşiler, Kızılbaşları meydanlarına kabul etmezler, buna karşılık
Kızılbaşlar Bektaşileri genellikle kendi âyinlerine kabul ederler.
Bektaşi olmak isteyen Kızılbaşlara, tarikata aldıkları bütün
yabancılara uyguladıkları işlemi uygularlar. Bugün Kızılbaşlar iki kola
ayrılmıştır: birinci kol geleneğe uygun şekilde kendi ocaklarına
bağlıdır. Bunlara Purut adı verilir. Dönük adı verilen ikinci kol,
Bektaşi çelebilerine bağlanmıştır. Kızılbaş inancı çoğunlukla gelenek
ve göreneğe dayanır. Bu inanç ana çizgileriyle «deyiş» ve «ayet»
denilen nefeslerde (hece vezniyle dörtlükler halinde söylenmiş dini
şiir) dile getirilir. İnancın temeli halife Ali'nin Tanrı sayılmasıdır.


Kızılbaşlar halife Ali'nin adını da anarak kelime] şahadet getirirler.
Allah, Hz. Muhammed ve Ali'yi tek bir varlık sayarlar; Tanrı'nın, Hz.
Muhammed ve halife Ali suretinde göründüğünü kabul ederler. Kızılbaş
menkıbeleri halife Ali'nin Hz. Muhammed'den üstün olduğunu anlatır.
Mirac'ı, Hz. Muhammed'in Ali'ye ait sırra ermesi şeklinde yorumlarlar.
Âyini cem adını verdikleri törenlerinde Mirac'ı anar ve hareketleriyle
canlandırırlar. 

Kızılbaşlar Ali'yi Tanrı, Hz. Muhammed'in vârisi ve müridi, ümmetin
imamı sayar; Oniki İmam ile birlikte bunların erginlik yaşına gelmeden
öldürülmüş erkek çocukları olduklarını kabul ettikleri 14 masum'a
inanırlar. Bağlandıkları 3 sünnet şunlardır: 

1. Dilden tevhit kelimesini bırakmamak; 
2. Kibir

lenmemek, kin tutmamak; 
3. Gönül kırmamak, kimseye düşmanlık beslememek. 


Yedi farzları da şöyledir: 

1. Sırrını saklamak; 
2. Öteki Kızılbaşlarla birlikte olmak; 
3. Yalan söylemekten ve aleyhte bulunmaktan kaçınmak; 
4. Hizmette bulunmak; 
5. Mürebbisine itaat etmek; 
6. Musahibini gözetmek; 
7. Halifeden taç ve kisvet giyinmek. 

Bunları yerine getirmeyenler, topluluk içinde sopa yemek ve halife ile
mürşide para vermek gibi cezalara çarptırılır. Kızılbaş inancında
tevellâ (halife Ali ile çocuklarını sevmek, onları sevenleri sevmek) ve
teberra (halife Ali ile çocuklarını sevmeyenleri sevmemek) önemli yer
tutar. Alışverişte doğruluğa büyük önem veren Kızılbaşlar terazinin
insanı yanıltabileceğini kabul ettikleri için ancak taneyle
ölçülebilecek şeyleri satarlar. Bu yüzden bazı yerlerde «Kızılbaşlar
terazi tutamaz» denmektedir. Kızılbaşlıkta kadın boşamak haramdır. 

Kızılbaşlar altı dini dereceye bağlıdır: 

1. Halife : Safeviler zamanında doğrudan doğruya
İran'dan gönderilirlerdi. Son zamanlarda Hacıbektaş tekkesindeki Dede
baba tarafından seçilen betası çelebileri halifeliğe getirilmeye
başlandı. Son halife, Kurtuluş savaşında ****** tarafını tutan Ahmed
Cemalcddin Çelebi idi; 

2. Dede : Kızılbaşların dini işlerini yönetir. Hz. Muhammed'in
soyundan geldikleri kabul edilir. Dedeler, ocak adı verilen ailelere
mensuptur. Ocaklar şu Kızılbaş büyüklerinin soyuna bağlı sayılır: Abdal
Musa, Ağuiçen, Ali Şeydi Otman, Celâl Abbas, Dede Garib Musa, Gözü
Kızıl, İmam Rıza, Karadonlu Can Baba, Pir Sultan, Sarı Saltuk, Seyyid
Ali, Seyyid Baba, şeyh Bircan, şeyh Çoban, şeyh Samit v.d. Ocakların
bazıları birbirine bağlıdır; 

3. Mürebbi : Dini işleri görmek, davalara bakmak, adak toplamak, kurbanları kesmek için dede tarafından tayin edilir; 

4. Rehber : Din törenlerini yönetir. Gelenek ve göreneği iyi bilen herhangi biri bu görevi yerine getirebilir; 

5. Musahip : Ergenlik çağına gelerek özel törenle tarikata
kabul edilecek kimsenin yol göstericisine denir. Birine musahip olmak,
görgü gecesi yapılan musahip kavline girme töreniyle başlar; 

6. Talip : Ocaktan olmayan, yeni halife Ali soyundan gelmeyen bütün Kızılbaşlara denir. 



_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

semah Geri: KIZILBAŞLIK

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2014 7:29 pm

DİN TÖRENLERİ 

Kızılbaşlar muharrem ayında Kerbelâ olayını anmak için 12 gün, şubat
ayında Ali'nin bir görünüşü saydıkları Hızır için 3 gün oruç tutar.
Kızılbaşların din törenleri kış aylarında olur. Çift sürme ve harman
zamanı sona erdikten sonra dedeler taliplerin törenlerini yönetmek için
köy köy dolaşır. Dedenin uğradığı köyde bir ev hazırlanır ve cuma
geceleri, âyini cem adı verilen görgü âyini yapılır. 

Bu törende, dede, ocak yanına oturur, talipler yaş sırasıyla iki yanına
dizilir. Arkada kadınlar yer alır. Guyende adı verilen sazcılar dedenin
yakınına oturur. Gece yarısı sohbetten sonra başlayan törende özel bir
şekilde eller yıkanır, Oniki İmam için nefesler okunur. Zikir yapılır.
Miracname okunur. Sema yapılır. 

Dedenin iki eliyle tuttuğu erkân adı verilen kayın ağacından sopanın
altına birbiriyle musahip olanlar ikişer ikişer yatar; sembolik olarak
ölme, rehber tarafından yıkanma, dedenin duasıyla yeniden hayata
kavuşma canlandırılır. Tevhit okunur. Ortak bir tastan su içilerek
Hüseyin'e selâm verilir, katiline lanet edilir. Gülbank çekildikten
sonra sofra serilerek hazırlanan kurban eti yenir. Yemekten sonra cuma
geceleri tarikin durduğu yerde mum yakılması için para toplanır. 

Perşembe geceleri sorgu âyini yapılır. Gene gece yarısı, sohbetten
sonra başlayan bu törende 12 imam için nefesler okunur. Musahip kavline
girmiş olanların sorguları yapılır. Suçu veya birbirinden şikâyeti
olanlar bildirilir. Dede bunları yargılayarak hüküm verir. 

Musahip kavline girme töreni, görgü gecelerinde yapılır. Musahip
kavline girecekler rehber tarafından boyunlarına bir çevre geçirilerek
dedenin önüne götürülür. Musahip kavline girmek için evli olmak
gerekir. Dedenin önüne götürülenlerin karıları birbirinin kocasının
eteğini tutar. Rehber, şeriat, tarikat, hakikat, marifet erenlerine
selâm verir. Dede musahiple yanındakinin «ellerine tek, dillerine pek,
bellerine berk» olmalarını öğütler. Sembolik ölme ve yıkanma hareketi
tekrarlanır ve bellerine tarikle 12 defa vurulur. 

Kızılbaşlar, nevruzu (21 mart) Ali'nin doğum günü sayar ve büyük bayram
olarak kutlar. O gün Abdal Musa adına kurban kesilir. O akşamki
toplantıdan sonra dede, köyüne döner. Yaz ayları boyunca âyin yapılmaz.
Kızılbaşlar Hac ziyareti yerine XV.-XVIII. yy.larda şeyh Haydar'ın
mezarının bulunduğu Erdebil'e giderlerdi. Ziyaret yerleri sırasında
halife Ali'nin yattığı Necef, Hüseyin'in yattığı Kerbelâ, Musâl Kâzım
ile Muhammed el-Taki'nin yattıkları Kâzımı ye v.d. vardır. Kızılbaş
büyükleri arasında yer alan Hacı Bektaş, Abdal Musa, Hüseyin Gazi,
Seyyid Battal'ın mezarları da ziyaret yerleridir. 

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz