ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL
ALLAH-MUHAMMED -YA ALİ.

Vahdetin sırrına ereyim dersen
Vucudun şehrine gireyim dersen
Tüm alemi aynı göreyim dersen
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Küntü kenzin sırrına ermek için
Tüm alemi kendinde görmek için
Hakk sende olduğun bilmek için
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Enel Hakk sırrına erişmek için
Tüm varlığı bir gözle görmek için
Vahdeti vücuda ulaşmak için
Önce kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Hakkı Baba Hakk'ı bileyim dersen
Hakk'a Hakk-el yakin olayım dersen
Sen kendi kendini bileyim dersen

..ÖNCE KENDİ ÖZÜNÜ BİLMEN GEREK..

..Dönen dönsün yolundan ,Ben dönmezem yolumdan..
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Melamiyye
Salı Ağus. 22, 2017 5:57 pm tarafından alevi-veysel

» Hasan Sabah ve Haşhaşiler tarikatı
Perş. Ara. 22, 2016 3:47 pm tarafından Admin

» OSMANLI DEVLETİNDE BEKTAŞİ TARİKATININ KAPATILMASI VE SONRASI GELİŞMELER
Perş. Ara. 22, 2016 3:43 pm tarafından Admin

» BİZİM SAYFAMIZ
Çarş. Haz. 15, 2016 8:05 pm tarafından Admin

» Zara AKDEDE (Cimilti) Köyü
Salı Mayıs 17, 2016 3:39 pm tarafından Admin

» alevilik bilgi forumu avatarlar
Salı Mayıs 03, 2016 1:18 pm tarafından Admin

» Karışık Gifler-Hareketli Gifler
Ptsi Mayıs 02, 2016 4:46 pm tarafından Admin

» TÜRKİYE GÜNDEMİ RESİM VE SÖZLERLE.
Cuma Nis. 29, 2016 10:48 am tarafından Admin

» ŞERİ-SÜNNİLİKTE KADIN
Ptsi Nis. 25, 2016 2:57 pm tarafından Admin

Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

Galeri


Ortaklar
bedava forum

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Sosyal yer imi

Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL adresi saklayın ve paylaşın

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 216 kişi Cuma Ağus. 11, 2017 12:46 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 13 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ZiLaN

Kullanıcılarımız toplam 5026 mesaj attılar bunda 676 konu

türk mitojisi.2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:20 pm

ÖKSÜZ KIZ
Kisin soguk bir gununde, öksüz bri Türk kizi, su almaya gider. Vucudu yari ciplak, ayaklari soguktan siskin; karni ac, gozleri yasli bir haldedir.
Elinde bir bakrac vardir. Birden bir kasirga kopar. Ay ise gokteki sarayindan kasirgaya tutulmus olan, bu zavalli fakir kiza bakmaktadir. Ay, kizin haline acir. Kendi kendine der ki: (Mutlaka üvey annesi bu kiza zulum ediyor).
Öksüz kiz o sirada bir caliliktan gecmektedir, ay caliya isaret eder: (O kizi al, yanima gel). Ayin bu emri uzerine cali hemen bir at olur. Bir yandan aya giden gok yolu acilir, bir yandan da at haline gelen cali, uzerinde kiz oldugu halde yukselmeye devam eder. Aya vardiklarinda kiz elinde bakraciyla ayin yaninda durur.
Ay, bu öksüz kizi sever, ici urpermeye baslar. Sekilden sekile girmeye baslar. BUndan sonra ayin gokte sekilden sekile girisi de, bunun ve sevgisinin sonucudur.
Ilk geceler ay bir gumus yay gibidir. Öksüz kiz buyudukce ay da buyumektedir. Bazi zamanlarda bu kiz gokteki ayin sarayindan iceri girer, hali dokur. O zaman ay sevgilisini gormedigi icin uzulur, hilale doner. Bazen de kizin keyfi yerine gelir, cosar, neselenir. O zamn ayin yuzu guler, dolun halini alir.
Ayin keyfini kaciran guclu bir rakibi vardir. O da gokte bulunan beyaz ayidir. Bu ayi da Ösüz kizi sevmektedir. Bu sebeple ayi tutarak bogmak ister. Ama ne de olsa gucu yetmez. Yirmi bes gun ay bu ayiya ustun gelir, onu ezer. Ayi yalniz uc gun aya ustun gelir. Ay bundan korkar, saklanir, kimselere gorunmez.
Bu mucadele her ay boyle devam eder.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:22 pm

CESTENI BEY
Cesteni Bey (aslanlarin yuruyusu ile yuruyup) (Uçayan) sehrin arkasinda durarak ileri geri dolasti. Ondan sonra dort yol agzina gelerek bu yollarin arasidan sayisiz denecek kadar cok cinler gordu. Bu cinler insan etini yiyip kanini iciyor, barsaklarini vucutlarina dolandiriyorlardi. Yuzlerini korkunc hale getirip pek kuvvetli sesle haykiriyorlardi. Ellerinde de bayraklar vardi. Ates gibi kizil ve orgulu saclarini omuzlarina birakiyorlar, kapkara buyuk daglara benzeyen vucutlarini kaldirip zehirli yilan govdeleriyle yuruyorlardi.
Cesteni Bey bunlari gorunce yuregini pek tuttu, bir kaplan gibi hic korkup cekinmeden bu cinlerin arasina girdi. O zaman cinler Cesteni Bey'i gorup etrafina toplanarak: ( Hey, kimsin sen? Nasil oldu da kendi kendine bizim ustlu altli dag gibi dislerimize lokma olmaya geldin) dediler.
Cesteni Bey bu sozu isittigi halde yuregini pek tutup hic korkmadan cinlere soyle dedi:
(Hey cinler, cabuk soyleyin bana, benim sehrimdeki insanlari nasil olduruyorsunuz. SIzlere bu sehre girme iznini kim verdi? Benim su keskin kilicima bakin, bununla govedelrinizi keserek parca parca edip birakirim. Sehrimizde milletin basina gelen bunca felaket haberi dururken hala dayanilacak degildir.)
Cesteni Bey'in bu sozunu duduktan sonra, cinler ofkelenip karma karisik oldular. Öd koparip kendilerince bir turku soyleyerek yumruklarini siktilar. Kolkola girerek, dirseklerini tutuyor, ates renkli kizil saclarini arkalarina saliverip alev gibi bayraklariyla, gurz ve tokmaklari ellerinde, Cesteni Bey'i mizraklayip, vurmaya calisiyorlardi.
Birbirleriyle soyle soylestiler: (Daha ne bekliyorsunuz? Cabuk bunu mizraklayip keselim, vucudunu parcalayip oteki dunyaya gonderelim.)
Bunun uzerine Cesteni Bey var kuvvetiyle atlayarak (Urumki) adli cini tepesindeki saclarindan yukari cekip tuttu. Kilicini yukari kaldirip , basini kesmek uzere vurdu. Boylece cinler Cesteni Bey'in gucunu, kuvvetini ve sansini gorerek cok korkarak kactilar.
ULU TOYUN
Ulu Toyun, Ay Toyun'un kizi Günes'e asik olmus. Bir gun Ulu Toyun anasi Secen'e der ki: (Ay Toyun'un gogune cik. Bana onun kizi Günes'i iste. Ne kadar cok agirlik isterse hic esirgeme, kabul et.) Secen hemen goge cikti. Ay Toyun'un otagina gitti ve: (Oglum, kizinizi sevmis, onu ogluma verir misiniz) dedi. Ay Toyun: (Peki veririm, fakat iki nisan isterim: biri dalga; Göl incisi, oburu Serap; Çöl incisi) dedi.
 
Secen bu haberi ogluna getirdi. Ulu Toyun istenilen iki nisanin tedarikini kolay gordu. Yer ustunde, yeraltinda ne kadar cinler, periler, ruhlar varsa hepsini davet etti. Cumlesi geldiler. Ulu Toyun dedi ki:
 
(Ey kahramanlar! Icinizde benim istedigim iki armagani bana getirmeyi kim uzerine alacak? Bu iki armagani bulmak, getirmek cok kolaydir. Bunun biri dalga; Göl incisi, oburu serap; Çöl incisi) dir.
 
Gelenlerden bu teklifi kabul edecek kimse cikmadi. Ulu Toyun teklifi tekrar etti. Yine cevap veren olmadi. Ucuncu teklifinde kurt ile bir karga bu isi uzerine aldilar. Fakat kurt dalgayi tutabilmek icin uzun bacaklar istiyordu. Karga ise serabi gorebilmek icin keskin gozlere ihtiyac gosterdi. Ulu Toyun istediklerini onlara verdi ve:
 
(Haydi kahramanlarim, gidin bana dalga ile serabi getirin) dedi. Bu iki kahraman yola dustu. Aradilar, taradilar, cok calistilar, ne kurt dalgayi, ne de karga serabi ele gecirdi. Yuz yillaar gecti. Bir turlu bu iki armagan gelmedi. Ulu Toyun istenilen nisanlari veremedi, Günes hanimi alamadi.)
 
GEYIK AVI
 
Hikaye bir ogretmenin, ogrencisine, canlilarin oldurulmesinin ne kadar gunah oldugunu anlatmasiyla baslar.
 
Ogrenci de ogretmeninden bu oldurme gunahi karsiliginda, tanri tarafindan verilen cezalara bir ornek gosterilmesini ister. Ogretmeni, Dantipala'nin hikayesini soyle anlatir:
 
Kral Dantipala adamlari ile ava cikarak bir cok geyikler avlar. Baska bir ormanda daha besyuz geyige rastlar. Aralarinda oburlerinden cok guzel, altin renkli bir geyik vardir ki, geyiklerin yol gosterici kralidir. Bu ise geyik suretinde olan Buddha'nin kendisidir. Avcilar besyuz geyigi kovalamaya koyulurlar. Onlari alti defa kusatirlar. Olum korkusu icinde cirpinan geyikler bu guzel geyigin yanina gelerek canlarini kurtarmasini rica ederler. Fedakar, iyiligi temsil eden fazilet sahibi, geyiklerin krali (Buddha), onlara yardimda bulunmak, gerekirse kendini feda etmek ister. Kral Dantipala'nin yanina giderek ondan besyuz maralin hayatini bagislamasin irica eder. Nasihat ederek, iyilik etmege tesvik eder. Canlilari oldurmenin ne kadar gunah oldugunu anlatmaya calisir. Fakat Dantipala bunlarin hicbirini dinlemeyerek gozleri kanla dolu olup hiddetlenerek keskin kilicini ceker. Kutsal geyigin boynunu kesip, basini yere firlattigi sirada, sag eli bileginden koparak kiliciyla beraber yere duser. Dantipala feryat etmeye baslayarak yaptigi kotuluge pisman olur. Ama is isten gecmistir. Yer yarilir, Avici cehenneminden alevler cikararak Dantipala'nin butun vucudunu sarar, onu cehenneme goturur. Aviciden cikan korkunc alevler Dantipala'yi sardiktan sonra yukselir, goge dayanir. Korkunc bir yanki duyulur. Yagiz yer deprenir. Dort tarafi ates almistir. Buyuk daglar yikilarak birbirinin uzerine gelir. Dantipala da bu alevler icinde kalir, umidi kesilir, dayanamayarak kendisinden gecer. Vucudu yanip kavrulur. Avici cehenneminin seytani agzini acip Dantipala'yi yutar.
 
TEPEGÖZ ILE BASAT
 
Bir gun Oguz otururken, dusman baskisina ugradi, gece vakti oradan goctu. Beraberindeki (Uruz Koca) nin kucuk oglu yolda dusmustu. Hic farkinda olmadilar. Yollarina devam ettiler. Yolda kalan bu cocugu bir arslan alarak goturdu, besledi.
 
Gunlerden sonra, Oguz gene gelip yurduna yerlesti. O sirada Oguz Han'in atlarina bakan coban bir haber getirerek dedi ki: (Ormanda bir arslan kukruyor. Uzaktan gordum, salinarak yuruyusu insan gibi. Atlari yakalayip yatirarak kanlarini emiyor) dedi. Cobanin bu sozu uzerine Uruz da Oguz Han'a: (Hanim belki goctugumuz vakit yolda dusen benim oglumdur) dedi.
 
Beyler hemen atlarina bindiler. Aslanin yatak yerine geldiler. Uruz'un dedigi gibi bu, kendi oglu idi. Oglani tuttular. Uruz, oglani alip evine goturdu. Hep sevindiler. Ziyafetler oldu. Ama oglan yine durmadi. Aslanin yatagina gitti. Bir daha tutup getirdiler.
 
Bunun uzerine (Dede Korkut) geldi ve: (Oglum sen insansin, hayvanlarla dusup kalkma, gel iyi ata binmeyi ogren. Iyi yigitlerle beraber yasa. Buyuk kardesinin adi (Kayan Selcuk)tur. Senin adin da (Basat) olsun dedi. (Adini ben verdim. Yasini tanri versin) dedi.
 
Oguz bir gun yaylaya gitti. Uruz'un bir cobani vardi. Adina (Konur Koca Sari Coban) derlerdi. (Uzun pinar) diye un alan bir pinar vardi. O pinara periler konmustu. Ansizin koyunlar urktu. Coban da bunu kecilerden bilerek onlara kizdi. Ilerleyince gordu ki, peri kizlari kanat kanata vermisler, ucuyorlar. Coban kepenegini uzerlerine atti. Peri kizlarindan birini tuttu.
 
Zaman gecti. Oguz yine yaylaya gitti. Coban da pinara geldi. Yine koyunlar urktuler. Coban ilerledi, yerde bir yigin gordu. Bu yigin gittikce buyudu. Coban Korktu, birakti, kacti. Urken koyunlarin pesine dustu.
 
Meger o zaman Bayindir Han ile Beyleri gezmege cikmislardi. Bu pinarin yanina geldikleri zaman garip birseyin yattigini gorduler. Etrafini aldilar. Iclerinden bir yigit, ayagi ile bunu tekmeledi. Tekmeledikce yigi nbuyudu. Uruz Koca da merak etti, atindan inerek tekmeledi. Fakat mahmuzu dokununca bu yigin yirtildi, icinden bir oglan cikti. Bu oglanin govedsi adam govdesi gibiydi. Ancak tepesinde bir gozu vardi. Uruz bu oglani alarak etegine sardi ve:(Han'im, bunu bana verin, Oglum Basat ile beraber besleyelim) dedi. Bayindir Han da:(Senin olsun) dedi.
 
Uruz, Tepegoz'u aldi. Evine goturdu. Bir sut nine getirdiler. Kadin memesini Tepegoz'un agzina verdi. Oglan bir emdi, sut ninenin olanca sutunu aldi. Ikinci emisinde kanini aldi. Ucuncude de canini aldi. Birkac sut nine getirdiler. Hepsini boylece oldurdu. Baktilar ki olmayacak, sutle besleyelim) dediler. Gunde bir kazan sut yetmezdi. Beslendiler, buyudu. Gezmeye, oglan cocuklariyla oynamaya, oynarken de bunlardan birisinin burnunu, oburunun kulagini yemeye basladi.
 
Nihayet herkes onun yuzunden caresiz kaldi. Uruz'a sikayet ettiler, aglastilar. Uruz her ne kadar Tepegoz'u dovdu ise de bu hareketlerini onleyemedi. Nihayet evinden kovdu.
 
Bunun uzerine Tepegoz'un peri olan anasi gelerek oglunun parmagina bir yuzuk takti ve:(Oglum sana ok batmasin, vucudunu kilic kesmesin) dedi.
 
Tepegoz, Oguz ilinden kacti. Bir yuce da vardi. Orada yol kesti. Adam esir etti. Buyuk eskiya oldu. Uzerine bir kac adam gonderdiler. Onlar Tepegoz'e ok attilar, batmadi. Kilic vurdular, kesmedi. Hepsini yedi bitirdi. Oguz ilinden bile adam yemeye basladi. Oguz'lar toplandilar, uzerine yuruduler. Bunu goren Tepegoz kizdi. Bir agaci yerinden koparip atarak elli altmis kisiyi oldurdu.
 
Nihayet Basat bu Tepegoz'un uzerine gitti. Tepesindeki tek gozune sis saplayarak kor etti. Bundan sonra da kafasini kesti.
 
Butun Beyler sevinc icinde kaldilar.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:24 pm

ALPAMIS (BAMSI BEYREK)
 
Alpamis; Alpamsi, Alpmasa, Bamsi Beyrek ve Boyrek gibi Turk boylari arasinda cesitli soylenislerle gecmekte, uzerine kurulan hikaye de biraz degisik rivayetlerle anlatilmaktadir.
 
Bir anlatisa gore; Alpamis(Bay Boyrek) Oguz'un ogullarindan Ay Han'in ogludur.
 
Ay Han'in oglu olmazdi. Bunun icin de cok uzuntulu idi. Birgun yanina veziri (Balcik Han) geliyor. Ay Han'a seyahat tavsiye ediyor. Ikisi yola cikiyor. Bir yerde Hizir ile karsilasiyorlar. Hizir onlara iki elma vererek kayboluyor. Elmanin birisini Ay Han, digerini de karisi yiyor. Nihayet bir erkek cocuklari oluyor. Adina da Bay Boyrek diyorlar.
 
Bir anlatisa gore de; Bay Börü ile Bay Sari adindaki iki Türk Beyinin cocuklari olmustu. Bunlar kirk gun Allah'a yalvariyorlar. Sonunda Bay Boru' nun, Hakem(Alpamis) adinda bir oglu, Bay Sari'nin da (Ay Barcin) adinda kizi oluyor. Ayni yasta olan bu cocuklari kucuk iken nisanladilar, henuz ucer yasinda iken okula verdiler. Alpamis yedi yasina gelince okuldan alindi. Ona beylik usulleri ile, beyler nasil hareket etmelidir, gibi isler ogretildi. Ok talimleri yaptirildi. Nihayet maceralar basladi:
 
Alpamis Kalmuk'larla savasa girdi. Bu sirada (Askara) adindaki dagin tepesini bir ok atarak ucurdu. Ama yolda bir ak otagda guzel bir kizla uyumakta iken Kalmuk'lar bastilar, Alpamis'i esir ettiler. Goturup bir zindana attliar. Obur taraftan Kalmuk Han'in kizi Alpamis'a asik olmustu. Onu kurtarmak yollarini aradi, bulundugu zindana uzun bir ip sarkitarak onu zindandan cikartti. Alpamis'in Çobar yahut Benliboz adinda bir ati vardi. O ati da hazir buldular. Alpamis atina bindi. Tekrar Kalmuk'lara hucum ederek onlari perisan etti. Bundan sonra memleketine donunce sevgilisi Aybarç'in'i kolelerinden birinin almak uzere oldugunu ogrendi. Dugun hazirliklarinin yapildigi sirada ve eglenceler devam ederken, Alpamis bir ozan kiyafetine girerek Aybarçin'in bulundugu cadira yaklasti. Elindeki sazi calarak cadira dogru siirler soylemeye basladi. Bu sirada cadirda Bademca adinda bir kadin vardi. Biraz kekeme idi. O da Alpamis'e siirle cevap verdi. Alpamis tekrar soyledi. Sonunda gelinin bulundugu cadira alindi. Orada eglenceler, oyunlar devam ederken, bir kosede yaslar icinde bulunan gelin Alpamis'i tanidi. Bundan sonra ikisi de birbirine atildi. Herkes sasirdi. Alpamis da sevgilisni alarak babasinin yanina gitti, onu nyerine gecti.
 
OGUZ KAGAN
 
Oguz dogdugu zaman yuzu mavi, agzi ates gibi kirmizi, gozu ve saci, kaslari siyahti. Annesinin memesinden ilk sutu emdikten sonra bir daha emmedi. Lakirdi etmeye basladi. Yiyecek istedi. Kirk gunde buyudu. Dolasip oynuyordu. Oguz'un ayaklari okuze vucudu kurda, gogsu ayiya benzerdi. Bogurleri killi idi. At surusu guder, beygire binerek avlanirdi.
 
Gunler, geceler gecti. Delikanli oldu. O sirada bu memlekette buyuk bir orman vardi. Icinden dereler, irmaklar akardi. Hayvanlar, kuslar coktu. Bu ormanda (Kiyant) adinda bir buyuk canavar bulunuyordu. Beygirleri parcalayarak yer, insanlari yutardi. Oguz bunu oldurmeye karar verdi. Birgun mizrak, ok, yay, kilic ve kalkan ile beygire atlayarak gitti. Bir geyik yakaladi. Bu geyigi bir av kirbaci ile agaca baglayarak cekildi. Gitti, sabah oldu. Gun dogarken oraya geldi. Lakin canavar onu yemisti. Bunun uzerine bir ayi yakaladi. Altin islemeli kemeriyle bir agaca baglayarak gitti. Sabah oldu. Gun dogarken oraya geldi. Lakin canavar onu da almisti. Bu defa Oguz agacin arkasina saklandi. Canavar tekrar gelince basi ile Oguz'un kalkanina carpti. Oguz mizragi ile canavarin kafasina vurarak oldurdu. Kilicla da kafasini kesti. Gitti. Tekrar geldigi zaman bir akbabanin, onun barsaklarini yemek icin geldigini gordu. Onu da oldurdu.
 
Bir gun Oguz tanriya ibadet ediyordu. Birde bire ortalik karardi:
 
Gokten mavi bir isik dustu. Bu isik gunesten , aydan dah parlakti. Bu isigin ortasinda tek basina bir kiz oturuyordu. Cok guzeldi. Basinda kutup yildizi gibi yanan parlak bir isaret vardi. O kadar guzeldi ki gulunce mavi gok de guluyor, aglayinca mavi gok de agliyordu. Oguz onu gorunce akli basindan gitti. Sevdi, aldi. Gunler, geceler gecti. Bundan uc cocugu oldu. Bunlara; Gün, Ay, Yildiz adlarini verdiler.
 
Oguz yine birgun ava gitmisti. Uzaktan bir golun ortasinda bir agac ve agacin dibinde yalniz bir kiz gordu. O kadar guzeldi ki, gorenler bayilirdi. Oguz onugorunce akli basinda gitti. Sevdi, aldi. Gunler, geceler gecti. Oguz'un bu kadindan da uc oglu oldu. Gök, Dag, Deniz adini verdiler.
 
Oguz bir gun avda iken babasi Kara Han'a oglunun baska bir din tuttugunu haber verdiler. Kara Han beyleri toplandi. Oglunun halini anlatti. Oguz'u yola getirmek icin etrafa haberler saldi. Karisi gizlice Oguz'a haber yollayarak babasinin kararini bildirdi. Oguz da etrafa boylara: (Babam asker toplayarak beni oldurmeye geliyormus. Beni isteyenler bana, babami isteyenler de ona gitsin) yolunda haber gonderdi. Kara Han'in kardeslerinin ogullari, boylari ile beraber Oguz tarafina gectiler. Baba ile evlat askerleri savasia tutustu. Oguz'un tarafi ustun geldi. Bu ustunluk uzerine Oguz butun Tekinleri, boylari davet ederek solen yapti. Solenden sonra tekinlere ve orada bulunanlara emretti, dedi ki:(Bana uyanlara hediyeler verip dost bilecegim, uymayanlari dusman bilecegim) dedi. Bir kisim halk Oguz'un dinini kabul etmeyerek, yurtlarini birakip doguya, tatarlarin ulkesine gitti. Oguz bunlairn arkasindan giderek Tatar'in yurduna girdi. Tatar'lari yendi, mallarini aldi. O vakitler sag tarafta (Altin Kaan) vardi. Oguz'a hediyeler, altinlar, gumusler, akik ve zumrutler gonderdi. Solda (Urum Kaan) vardi. Bu kaanin cok ordulari ve sehirleri vardi. Urum Kaan Oguz'un emirlerini dinlemedi. O vakit Oguz ordusunu hazirladi. Sancagini cekip atina bindi. Kirk gun sonra (Buz Dag) eteklerine geldi.
 
Bir sabah Oguz'un yurduna gun isigina benzer bir isik girdi: Icinden boz tuylu, boz yeleli erkekr bir kurt gorundu, Oguz'a yol gostermek istedigini soyledi. Ondan sonra kurdun arkasi sira gittiler. Kurt (Idil Moran) kenarinda durdu. Oguz'un askeri de durdu. Orada savasa giristiler. Nehrin suyu kan damari gibi kipkirmizi oldu. Urum Kaan kacti. Memleketi, hazinesi ve halki Oguz'a kaldi. Urum Kaan'in, Uruz Bey adli bir kardesi vardi. Uruz Bey ogluna dag tepesinde (Tarang Moran) arasinda mustahkem bir sehir ismarlamisti. Oguz o sehre dogru yurudu. Uruz Bey oglu, Oguz'a haber gonderdi.: (Bizim saadetimiz senin saadetindir. Tanri bu topragi sana bagislamis, ben sana basimi verir, saadetimi feda ederim) dedi.Bundan sonra adi (Saklap) oldu.
 
Oguz ordusu ile Idil'i gecti. Orada buyuk bir hakan yaiyordu. Oguz onun da ardina dustu. (Idil suyundan akacagim) dedi. Orada (Ulu ordu Usyuteng) isminde bir tekinin yeri vardi. Burasi cok agaclik bir memleket oldugundan, onlardan kesti. Agaclarin uzerine binerek nehri gecti. Oguz gulerek dedi ki:(Sen de benim gibi bir hakan ol, sana kipçak densin) dedi. Tekrar yoluna devam etti. Bu arada boz tuylu, boz yeleli kurt tekrar gorundu: (Ordu ile yuruyerek Tekin'leri, halki buraya getir. En onde size yol gosterecegim) dedi. Yuruduler, (It Barak) in ordusuyla karsilastilar.
 
(It Barak) savasta olduruldu. Ordusu bozuldu. Yurdu, mali ve halki Oguz'a gecti. Oguz Han bir aygira bindi. Onu pek seviyordu. Fakat at colde gozden kayboldu. Burada yuksek bir dag vardi. Tepesi karli oldugundan (Buz Dagi) derlerdi. Oguz atinin kacmasina cok kederlendi. Orduda kahraman bir Tekin vardi. Bu yuksek daha tirmandi. Dokuz gun sonra Oguz'a atini getirip verdi. Her tarafi karla bembeyaz oldugundan Oguz ona bircok hediyelerle beraber (Karluk) adini verdi , bir cok tekinlerin uzerine han yapti.
 
Tekrar yola duzulduler. Yolda bir buyuk ev gordu. Dami altindan, pencereleri halis gumusten ve demirdendi. Kapinin anahtari yoktu. Orduda (Tumur Dokagal) adinda akilli bir adam vardi. Oguz ona: (Burada kal, ac, sonra orduya gel) dedi ve (Kalaç) adini verdi.
 
Tekrar yola dizildiler. Yine bir gun boz tuylu, boz yeleli kurt birden gorundu. Ordu da ona uydu. Bulunduklari yer ekili bir ova idi. (Çuçit) derlerdi. Burada insan coktu. Bunlarin cok da atlari, inekleri, altinlari, gumusleri, elmaslari vardi. Bunlar Oguz'a karsi ciktilar. Ok ve kilicla siddetli bir cenk oldu. Oguz ustun geldi. Curcit Han'in basini kesti. Burada da cok mallar ele gecti. Fakat Oguz'un ordusunda yuk hayvanlari pek azdi. Orduda(Parmakli çözüm Bilik) adinda akilli bir adam vardi. Hemen bir kagni yapti. Mallariona doldurdu. Hayvanlari da buna kostu. Herkes onu gibi arabalar yaparak esyasini yuklemeye basladi. Oguz Han bunu da gorerek guldu. Ona (Kankli) adin iverdi.
 
Tekrar yuruduler. Boz tuylu, boz yelei kurt onde idi. (Tangut) ve (Sakim) memlektine gittiler. Bircok cenklerden sonra Oguz orayi da aldi. Gayet gizli bir kosede cok zengin ve cok sicak bir memleket vardi. Adina (Baçak) derlerdi. Burada bir cok vahsi hayvanlar, av kuslari yasardi. Ahalisinin yuzu siyahti. Hakani (Mazar) adli biri idi. Oguz onu da yendi, kacirdi, memleketini aldi. Oradan atina binerek yurduna dondu.
 
Oguz Han'in yaninda ak sakalli, pek akilli, ihtiyar bir (Irkil Ata) vardi. Buna (Ulug Turk) de derlerdi. (Irkil Ata) bir gece ruyasinda altin bir yay ve uc gumus ok gordu. Bu altin yay dogudan batiya uzaniyor, bu uc gumus ok da gece tarafina ucuyordu.
 
Uyaninca bunlari Oguz'a bildirdi ve bir nasihat etti. Oguz onu nnasihatini dinledi. Ertesi sabah ogullarini cagirdi. Dedi ki: (Ihtiyarladi. Benim icin artik Hakan'lik kalmadi. Gun, Ay, Yildiz siz gunesin dogdugu tarafa, Gok, Dag, Deniz siz de gece tarafina gidiniz.)
 
Ogullari bu emri yaptilar. Gun, Ay, Yildiz bir cok hayvanlar, kuslar vurduktan sonra bir altin yay buldular, babalarina getirdiler.
 
Oguz yayi uce ayirdi. Parcalarini yine onlara vererek: (Yay sizi nolsun. Yay gibi oku goge firlatiniz. Adiniz (Bozok) olsun) dedi. Kucuk kardesleri de bir cok hayvanlar, kuslar vurduktan sonra, colde bir gumus ok buldular, babalarina getirdiler. Oguz oku uce boldu. Yine onlara vererek: (Ok sizinolsun. Yay oku atar, siz de ok gibisiniz. Adiniz (Ücok)olsun) dedi.
 
Bunun uzerine buyuk kurultay toplandi. Herkesi cagirdi. 900 at, 9000 koyun kestirdi. 90 havuz kimiz hazirlatti. Solen verdi. Kendisi icin direkleri altin kapli, uzerleri zumrut, yakut, firuze, inci ile altin islemeli otagini kurdurdu. Halki yedirip, icirdi. Otagin sagina kirk kulac uzunlugunda bir sirik diktirdi. Tepesine bir altin tavuk , tavugun ayagina beyaz bir koyun baglatti. Sol tarafina da kirk kulac uzunlugunda bir sirik diktirdi. Tepesine bir gumus tavuk, tavugun ayagina bir siyah koyun baglatti. Sag tarafta (Bozok)lar, sol tarafta (Ücok)lat oturuyordu. Boylece kirk gun kirk gece gecerek eglendiler. Bundan sonra Oguz yurdunu evlatlarina verdi. Onlara: (Evlatlarim! Çok yasadim, cok cenk ettim. Çok ok attim, cok aygirlara bindim. Dusmanlari aglattim, dostlari guldurdum. Tanriya her seyi feda ettim. Size de yurdumu veriyorum..) dedi.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:25 pm

ALANGOVA(ALAN-HOA)
 
Bortecine soyundan Minekli'nin oglu Yildiz Han'in iki cocugu olmus, bunlar kendisinden once olmus. Buyuk oglu(Dubun) adinda bir erkek, ikincisi de (Alangova) adinda bir kiz birakmis.
 
Yildiz Han bunlari evlendirmis, (Bilgutay), (Bekcitay) adinda iki erkek cocuklari olmus. Cok gecmeden Alangova'nin kocasi olmus, dul kalmis, kendisini Han'lar istemis ise de varmamis.
 
Alangova'nin gebe kalisi:
 
Alangova bir gece sarayinda yatarken, seher vakti uyanip bacadan odaya nurlu bir golgenin indigini, bu golgeden beyaz yuzlu, sehla gozlu bir adamin ciktigini gordu. Yaninda yatan kadinlari uyandirmak ici haykirmak istedi, fakat dili tutuldugundan bir turlu sesi cikmadi. Kalkmaya calisti, elinin ayaginin kuvveti kesilmis oldugundan kiprdanamadi. Akli yerinde oldugu icin herseyi goruyor, biliyordu.
 
Adam yavas yavas yataga girdi. Sonra yine bacadan cikti, gitti. Alangova: (Bunu soylesem kimse inanmaz.) diye olani biteni gizli tuttu. Adam bes alti gecede bir gelmeye basladi. Alangova ilk geceden gebe kalmisti. Dort bes ay gecince is anlasildi. Kardesleri gebeliginin nedenini sordular. O da ne olmussa anlatti ve: (Bana es lazim olsa bir kocaya varirim. Her ne kadar kadin isem de, bir coklari beni padisah edinmek icin istemisti. Kendimi bunca ilimi, iki oglumu halk icinde rusva edecek bir hali asla caiz gormem. Birkac gece evimin etrafinda saklanirsaniz tanri beni mahcup birakmaz) dedi.
 
Herkes Alangova'nin sozune inandi. Uc kisi evin etrafinda nobet beklediler.
 
Birkac gun sonra gokten seher vakti nurlu bir seyin indigini, Alangova'nin bacasindan iceri girdigini, bir zaman sonra ciktigini gorduler. Boylece Alangova'nin sozunun dogruluguna inandilar.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:26 pm

KIZLAR KAYASI  (Prof.Dr.Saim SAKAOGLU)
Adeta Konya adiyla bütünlesmis olan Merami duymayaniniz isitmeyeniniz var midir? Sanmam demeyecegim üç bes kisi çikabilir bu güzellikler bahçesinin bir kösesinden söz etmek istiyorum bu yazimda Konya il merkezinden batiya dogru yedi sekiz kilometre gidince Meram a ulasirsin Eskiden bir yolu varmis Meramin bugün Eski yol denilen yolu Ancak günümüzde Meram a hemen hepside ayni yönden olmak üzere dört yoldan girebilirsiniz Köycegiz üzerinden girerken adeta Meram a tepeden bakar gibi olursun Meram dan da öte yol gider Dere yolu Yillarca önce kendi köy otobüsleriyle sehre inen Dereliler bugün artik belediye otobüsleriyle dolmuslarla Konya ya ulasabilmektedirler Meram ile Derenin arasi bugün birlesmis gibidir Bazilari hala bag evi havasini koruyabilmis toprak damli evleri ilkbaharda agaçlarin arasindan seçmeniz bile zor olur Karayolunun yamaçtan baktigi bir vadiden bir dere yatagindan uzanan güzellikler zinciri sin zamanlarda yamaçlarda da artan bir iskanla çaga ayak uydurmus gibidir Otobüsünüz Köycegiz üzerinden Meram Dere ana yoluna iniverince veya Meram dan Dere ye dogru ilerlerken sinirdan öte geçince Derenin sembolü haline gelen Kizlar Kayasi’ni görürsünüz Kizlar kayasi hem bir çesit tasli olusumlarin adidir hem de o taslarin bulundugu bölgenin adidir Hakimiyeti Milliye ilkokulundan ögrenci oldugum yillarda ki 40-45 yillik bir geçmise sahiptir bazi arkadaslarim anlatirdi Bu Pazar Kizlar Kayasi’na gittik Veya bir baskasi hidrellezi i orada karsiladiklarini anlatir Kizlar Kayasini çocuk hayal gücümün sinirlarina sigdirmaz nasil bir sey veya yer oldugunu düsünür dururdum O yillarda Anamas Daglari’nin hazin hikayesini dinler çocukça heyecanlara kapilirdik Ama kimseler belki de bizler sormadigimiz için kayalarla ilgili bir hikaye anlatmaz bizim merakli bekleyisimizin artarak devam etmesine yol açardi cografi tanimlar Kizlar Kayasinin yerini ister Dereye baglasin ister Meram’a herkes onun Meram’in ötelerinde oldugunu bilirdi Liseli yillarimizda yil sonu kir gezilerini Meramda geçirdigimiz günlerde gözü pek arkadaslarimiz oralara gitmeye niyetlenirler bizler de engel olurduk Bugün Meram Dere yolunun solunda ayrilarak takip edeceginiz köy yolu havasini tasiyan virajlara bogulmus bir yoldan geçerek Kizlar Kayasinin eteklerine kadar ulasabilirsiniz Onlara ellerinizle dokunabilir önlerinde hatira fotografi çektirebilirsiniz Bu yöreyi Konyali arastirmaci Selçuk Es söyle anlatmaktadir Meram in güneybati yönünde Dere köy isminde merkez kazaya bagli iki bin nüfuslu degirmencilik ve bahçivancilikla geçinen eski bir köy vardir. Bu köye gidenler meshur Kadin Yokusu denilen oldukça tatli meyilli, yokusu çikinca sol tarafta büyük sel çayi üzerinde yükselen sarp sirtin eteklerinde sanki atlara binmis birtakim heykellerin olduklari yerde tas kesilen bir dügün alayi manzarasini görürler. Iste bundan hisse alarak bir çesit peri bacalari olan bu kayaliklar için söyle bir efsane uydurulmus. (Konya Efsaneleri, Folklor, 1 [4], Agustos 1969, 18) Belki peribacalarini hatirlatacaktir, ancak onlar farkli olusumlardir. Bu konuda kitaplarda bilgi bulmamiz mümkün degil. Son yillarda yayimlanan efsaneler bu taslarin esrarli sekillerine sürülmüs bir güzellik cilasi gibidir.
1991 yilinda yaptigimiz bir derlemede, ilkokul çagindaki çocuklara sordugumuz soruya aldigimiz cevaplar pek de olumlu degildi. Vaktiyle oralarda kötü seylerin yasandigini, kirik dökük cümlelerle anlatmaya çalismislardi. Orta yaslilar ise, dere yataginin vaktiyle deniz oldugunu, insanlarin gemilerini bu taslara bagladiklarini söylemislerdi.
Kaynak sahsimiz Mustafa Ertas'in anlattiklari daha farkli ve Anadolu'da benzerlerini tespit ettigim tipe uygun bir yapiya sahiptir. 1925 Dere dogumlu, ilkokul mezunu, emekli isçi olan Ertas'in 1992 Mayis'inda anlattigina göre kadinlar, bir çesit yufka olan sepitle taharetlenirler. Bu, Allah indinde hos karsilanmaz ve kadinlar tas kesilirler. Ertas, efsaneye Islami bir hava vererek "Islam sirasinda", "Islamiyete ters düsen kadinlar" gibi ifadeler de kullanmistir. Taslarla Ilgili Inançlar: Bu efsanenin yaygin sekline göre, yakininda su oldugu halde bazi anneler daha kolayina gittigi için ellerinin altinda bulunan hamurla/ekmekle çocuklarinin altini temizleyiverirler. Yurdumuzun pek çok yöresinde görülen bu efsanede, kendisi varken temizligin ekmekle yapilmasi üzerine su, yer altina çekilir ve hala da öyle akip gitmektedir. (Saim Sakaoglu, 101 Anadolu Efsanesi, Ankara 1974, 69-70; 2.b, Ankara 1989, 29) Efsane, Ertas tarafindan eksik anlatilmistir; ancak o verdigi diger bilgilerle bu eksikligini de ortaya koymus olmaktadir. Ona göre, bu kayalardan biri besik seklindedir; bir baskasi ise kucaginda çocugu olan bir anneyi hatirlatmaktadir. O halde efsanemiz, Ertas'in hafizasinda yanlis yer etmis veya çevrenin etkisiyle sekil degisikligine ugramistir. Efsanemize en güzel seklini veren Dr.Mehmet Önder'dir. "Meram'da Kizlar Kayasi Efsanesi" adiyla yayimladigi metinler, bu tipin varyantlarini ortaya koymasi açisindan önemlidir. (Konya Efsaneleri, Konya, 1963, 36-37). Onun naklettigine göre, efsane söyledir:"Bir gelin alayi, Konya'dan Dereköy'e gelin götürüyormus...Tam buraya geldikleri zaman gelin sikintisini defetmek için atindan inmis...Bu ugursuz sayildigi için gelin de, alay da tas kesilmis..." Gelin alaylari ile ilgili efsanelerin sonu gelmez ki, ayni kayalara birden fazla efsane baglaniverir. Iste Sayin Önder'in derledigi ikinci sekil:
"Konya'dan Dereköy'e gelin götürüyormus...Fakat, gelinin Konya'da civan bir sevgilisi varmis. Ondan ayirmislar. Dereköylü bir gence vermisler. Konyali genç karasevdalar içinde beddua etmis: 'Bir daha Konya'ya yönünüzü dönerseniz tas olunuz insaallah' " demis. Tam yari yolda gelin Konya'ya dönmüs, bir 'ah' çekmis... Iste bu sirada bütün kafile oldugu yerde tas oluvermisler."Dr.Önder'in bu tespiti, onun baska bir efsanesinde de yer alir. (Anadolu Efsaneleri, Ankara 1966, 46). Efsane bu, tabii bazi degisikliklere ugrayacak. Konya efsaneleri üzerinde çalisan Seyit Emiroglu'nun babasi Mehmet Bey'den dinledigi efsanede de bazi küçük farkliliklar vardir. 68 yasinda, emekli memur olan Dereli Mehmet Aga'nin anlattigi efsanede sevdalilar ayri yerlerde, fakat ayni anda dilekte bulunurlar. Delikanlinin;"Içimi atese yakar gidersiniz, sevgimi hiçe sayar gidersiniz! Dilerim bir daha yüzünüzü Konya'ya dönemezsiniz" seklindeki duasi, genç kizda; "Gidiyorum, görenek bu. Babamin sözünden çikamadim. Ama gönlüm Konya'dan bu yana, yüzüm Dereköyü'ne dönmesin Allah'im" seklinde ifadesini bulur.
Birer doga harikasi olan bu taslar, simdi de birer efsane harikasi olarak anlatilmaktadir. Efsanenin sihri, onlardaki ölüm kavramini alip götürmektedir.
Kizlar Kayasi, Konya'da bir güzellik olarak, bir efsane olarak yüzyillardan beri yasamaktadir. Yeni kusaklar bu güzelliklere sahip çiktigi sürece bu yasama sonsuza kadar sürüp gidecektir, bir Ergenekon gibi, bir Manas gibi...

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:27 pm

KÖROGLU DESTANI
Bolu beyi, güvendigi seyislerinden biri olan Yusuf'a : " Çok hünerli ve degerli bir at bul ." emrini verir. Seyis Yusuf, uzun süre Bolu beyinin istegine uygun bir at arar. Büyüdüklerinde istenen niteliklere sahip olacagina inandigi iki tay bulur ve bunlari satin alir. Bolu beyi bu zayif taylari görünce çok kizar ve seyis Yusuf'un gözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve isinden kovulan Yusuf, siska taylarla birlikte evine döner. Oglu Rusen Ali'ye verdigi talimatlarla taylari büyütür. Babasi kör oldugu için Köroglu takma adiyla anilan Rusen Ali, babasinin istegine göre atlari yetistirir. Taylardan biri olaganüstü bir at haline gelir ve Kirat adi verilir. Kirat da destan kahramani Köroglu kadar ünlenir. Seyis Yusuf, Bolu beyinden intikam almak için gözlerini açacak ve onu güçlü kilacak üç sihirli köpügü içmek üzere oglu ile birlikte pinara gider. Ancak, Köroglu babasina getirmesi gereken bu köpükleri kendisi içer, yigitlik, sâirlik ve sonsuz güç kazanir. Babasi kaderine riza gösterir ancak ogluna mutlaka intikamini almasini söyler. Köroglu Çamlibel'e yerlesir, çevresine yigitler toplar ve babasinin intikamini alir. Hayatini yoksul ve çaresizlere yardim ederek geçirir. Halk inancina göre silâh icat edilince mertlik bozuldu demis kirklara karismistir. Dilerseniz asagida, Köroglu’nun söylemis oldugu siirleri ve öyküleri anlatalim:
GIRIS
 
Bir oba kalkip da yola koyuldu mu  hayvanlarin çanlari baslarmis konusmaya! 
Önde giden devenin çani: 
"Benim agam zenginnndir! Benim agam zenginnndir!"  diye ötermis. 
Ortada giden devenin çani: "Neden neden neden neden ? "  diye ötermis. 
Arkadan gelen devenin çani da: "Ondan bundan  ondan bundan ondan bundan ondan bundan"  diye ötermis... 
Bizim bu ozan dilimiz, dogru gören dogru söyleyen  sazimiz, dertlilere derman arayan Saman dualarindan beri  böyle yargilayip geliyor...  Aldi Alaca dagin, kara dagin akan sularin ayincisi. 
Hem ayincisi, hem de oyuncusu olan Saman kocasi.  Bakalim ne dedi: 
" Allah, Bismillah! Ey Tanrim yanildigimda bana yardim  et! Ey kopuzum! Dogru gör, dogru söyle!  Üyengi agacinin kökünden oyarak aldigim kopuzum!  Kizil çali tobulgadan perdelerini yaptigim kopuzum!  Yürük atin kuyrugundan tel yaptigim kopuzum!  Dogru gör, dogru söyle!  Söylenene uymazsan kulaklarini burarim!  Seni yere çalarim! Oynayip durdugum andir bu an! 
Çam kopuzumu elime aldim. Su yilani gibi dolandim  döndüm..." Deyip kesti. 
At ayagi çabuk, ozan dili çevik olur derler. 
Biz gelelim Kara Hoca'nin oglu Dedem Korkut'a. 
Dedem Korkut'tan bir yigit damar sürüp getirelim  Köroglu'na. Aldi Çardakli Çamlibel'in kirk delisinden biri,  Yusuf'un oglu Koç Köroglu. 
Bakalim o da nasil bir ögüt verdi, ne söyledi:
 
MERT DAYANIR NAMERT KAÇAR 
 
Mert dayanir namert kaçar 
Meydan gümbür gümbürlenir 
Sahlar sahi divan açar 
Divan gümbür gümbürlenir. 
 
Yigit kendini ögende 
Oklar menzilin dögende 
Sesper kalkana degende 
Kalkan gümbür gümbürlenir 
 
Ok atilir kal'asindan 
Hak saklasin belasindan 
Köroglu'nun narasindan 
Her yan gümbür gümbürlenir 
 
YIGITLER SILKINIP ATA BININCE
 
Yigitler silkinip ata binince
Derelerde bozkurtlara ün olur
Yigit olan döne döne dögüsür
Kötüler kavgadan kaçar hun olur
Bir yigit cidasin almis eline
Seerini koymustur yigit yoluna
Kalkan paralana zirhlar deline
Kanli gömlek koç yigide don olur
 
Bir yigit cidasini almis atiyor
Ag elleri kizil kana batiyor
Bir kötü kavgadan dönmüs kaçiyor
Kaçma kötü kaçma simdi dön olur
 
ALDI KOCA BEY:
 
Senin o tektirin bize abestir 
Bu yigitlik sana kimden mirastir 
Eger ki kullugan verirsen destur 
Inan üçten besten senden 
     geride kalan degilem broy! 
 
Kavga görmeyince açilmaz aynim 
Benimle beraber Mustafa kaynim 
Eger ki kavgada kizarsa beynim 
Inan üçten besten senden 
     geride kalan degilem broy! 
 
Koca Bey'em çok diyarlar gezmisem 
Nice nice alaylari bozmusam 
Bin kelleyi bir cidaya dizmisem 
Inan üçten besten senden 
     geride kalan degilem broy! 
 
ALDI KÖROGLU BIR DAHA SÖYLEDI
 
Bir at gördüm Silistre'nin ilinde 
Elma gözlü kiz perçemli Kirat gel 
Ne bend'oldun lekelerin elinde 
Elma gözlü kiz perçemli Kirat gel 
 
Kir'i binmek iyi gelir ugura 
Hay edende dagi tasi devire 
Basi küçük boynu benzer puhura 
Elma gözlü kiz perçemli Kirat gel 
 
Büyüktür gövdesi küçüktür basi 
Altidan yediye gidiyor yasi 
Çardakliçamli'da küçük kardesi 
Elma gözlü kiz perçemli Kirat gel 
 
 
 
AMAN KIRAT, CANIM KIRAT 
 
Aman Kirat, canim Kirat 
Kaçip çekilip gidelim 
Her yaninda çifte kanat 
Uçup çekilip gidelim 
 
Yoktur Kirat'in duragi 
Bilmez yakini iragi 
Ab-i kevserdir sulagi 
Içip çekilip gidelim 
 
Köroglu der ki ezeli 
Baglar döküyor gazeli 
Silistre'den güzeli 
Seçip çekilip gidelim
 
DINLE SÖZLERIMI HAN OGLUM AYVAZ 
 
Dinle sözlerimi han oglum Ayvaz 
                  Ha babam Ayvaz! 
Yükletin kervani dengine bakin 
Erlik meydanina girdigin zaman 
Kusanin kilici gencine bakin 
 
Düsmanin üstüne eyledim akin 
                  Ha babam akin 
Dönüsüm yok zamanim yakin 
Fakir fukarayi incitmen sakin 
Mal yemez tamahkar zengine bakin 
 
Köroglu her zaman kurdu meydani 
                 Hele meydani 
Ben bilirim yahsi ile yamani 
Aman dileyenden kesme amani 
Dertli olanlarin derdine bakin
 
HOYLU'NUN ÖLÜMÜ ÜZERINE AGIT 
 
Aldi Sirin Döne: 
 
Bagdat'a sefer edenler 
Hoylu'm nic'oldu gelmedi? 
Tuna teline gidenler 
Hoylu'm nic'oldu gelmedi? 
 
Aldi Köroglu: 
 
Bagdat'a sefer eyledim 
Hoylu'm da kaldi gelmedi 
Acem ile cengeyledim 
Hoylu'm da kaldi gelmedi 
 
Aldi Sirin Döne: 
 
Dügünü bozup gidenler 
Badeyi süzüp gidenler 
Acem ile cengedenler 
Hoylu'm nic'oldu gelmedi? 
 
Aldi Köroglu: 
 
N'olsam koç Köroglu n'olsam 
Hoylu'yu düsümde görsem 
N'olaydi da ben de ölsem 
Hoylu'm da kaldi gelmedi
 
KARLI DAGLARIN ARDINDAN 
 
Karli daglarin ardindan 
Yel olup estigin var mi 
Tek basina bu çöllerde 
Ordular bastigin var mi 
 
Kargiyi ucundan salla 
Düsmana deme eyvallah 
Her yandan üç bes kelle 
Terkiden astigin var mi 
 
Köroglu söyler sanindan 
Kus uçurmaz divanindan 
Avuçla düsman kanindan 
Doldurup içtigin var mi
 
KIRAT'A BININCE KUSKUN BULUNMAZ
 
Kirat'a binince kuskun bulunmaz
Degirmen misali bulgur beslemez
Kavgaya girince silah alinmaz
Severim Kirat'i bir de güzeli
Serim ata kurban, canim Kirat'a
 
Basini basimdan yukari tutar
Hay edip köpügün sagridan atar
Kaçinca kurtulur, kovunca tutar
Severim Kirat'i bir de güzeli
Serim ata kurban, canim Kirat'a
 
Kirat bu daglari asmali bugün
Deli Boran gibi cosmali bugün
Dostun ellerine düsmeli bugün
Severim Kirat'i bir de güzeli
Serim ata kurban, canim Kirat'a

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: türk mitojisi.2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Ocak 30, 2014 3:27 pm

KIZIROGLU 
 
Kiziroglu, Köroglunun hasmidir. Bir gün Köroglu, karisi Nigar Hanim'la çadirinda otururken bir ara disariya çikar; bakar ki bir toz duman kalkmis üstlerine dogru geliyor. Bunun Kiziroglu Mustafa Bey oldugunu anlar Köroglu, yerine göre bilegini; yerine göre aklini kullanmasini bilen bir kisiymis. Hemen içeri girer. Karisi Nigar Hanim'a "Bana bir kahve pisir." der ve sazini alir. Bu sirada Kiziroglu da çadirin disina gelmis, içerden gelen türküyü dinlemeye baslamistir.
 
 Aldi Köroglu:  
 
Bir hisminan geldi geçti 
Kiziroglu Mustafa Bey 
Hismi dagi deldi geçti 
-Kim kim? 
-Hanim kim? 
-Nigar kim? 
Kiziroglu Mustafa Bey. 
               Bir Bey oglu 
               Bir Han oglu 
 
Bir at biner ala paça  
Mecal vermez kirat kaça 
Az kalsin ortamdan biçe 
-Kim kim? 
-Hanim kim? 
-Nigar kim? 
-Kiziroglu Mustafa Bey 
              Bir Bey oglu 
              Bir Han oglu 
 
 
Aldi Köroglu bir daha   
söyledi: 
 
Vay ben ona es olaydim 
Peh! peh! peh! peh! 
Anadan onbes olaydim 
-Agam kim? 
-Pasam kim? 
-Nigar kim? 
-Hanim kim? 
-Kiziroglu Mustafa Bey. 
            Bir beyin oglu  
            Zor beyin oglu 
 
Hay edende haya teper 
Peh! peh! peh! peh! 
Huy edende huya teper 
Hey! hey! hey! hey! 
Köroglu'nu çaya teper 
-Agam kim? 
Pasam kim? 
Nigar kim? 
Hanim kim? 
-Kiziroglu Mustafa Bey 
                Bir Beyin oglu 
                Zor beyin oglu
 
KÖROGLU YAVAS YAVAS YORULDU,  
IHTIYAR OLDU ÇÜRÜDÜ: 
BASLADI YAKINMAYA:  
 
Felek aldi devranimi demimi  
Ya ben kime gidem imdada bilmem  
Askin deryasina saldi gemimi  
Çalkanip çikmaya bir ada bilmem  
 
Kement attim dala ben  
Düstüm haldan hala ben  
Çöp desirdim yuva yaptim  
Uçamadim bala ben  
 
Ben felegi dost bilirdim  
Bagladi kollarim benim  
Eser iken esmez oldu  
Serimde tellerim benim  
 
Pünhanim çagirir hazir ve nazir  
Yetis imdadima boz atli Hizir  
Kefenim dikildi tabutum hazir  
Kabirim kazildi nerede bilmem  
 
Güven gez güven gez  
Dagda olur güven gez  
Ne devlete bel bagla  
Ne varliga güven gez 
 
Dedi, Köroglu hikayesi burada bitti. Iste böylece, Saman   dualarindan Dedem Korkut'a, Dedem Korkut'tan Köroglu'na, Yunus Emre'ye, Pir Sultan Abdal'a, Karacaoglan'a, Dadaloglu'na, ondan ona ondan ona, ondan da çagimizin  büyük ozanlarina sürüp geldi bu güzel dil. Hep dogru gördü, dogru söyledi bu telli Kur'an.  
 
Onlar yalniz bize bu dünyayi sevdirmekle kalmadilar, daha mutlu ve daha adil bir dünyanin gelecegini de söylediler. Belki o dünyayi görmediler ama, görmüsçesine söylediler...

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz