ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL
ALLAH-MUHAMMED -YA ALİ.

Vahdetin sırrına ereyim dersen
Vucudun şehrine gireyim dersen
Tüm alemi aynı göreyim dersen
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Küntü kenzin sırrına ermek için
Tüm alemi kendinde görmek için
Hakk sende olduğun bilmek için
Önce Kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Enel Hakk sırrına erişmek için
Tüm varlığı bir gözle görmek için
Vahdeti vücuda ulaşmak için
Önce kendi ÖZÜNÜ bilmen gerek

Hakkı Baba Hakk'ı bileyim dersen
Hakk'a Hakk-el yakin olayım dersen
Sen kendi kendini bileyim dersen

..ÖNCE KENDİ ÖZÜNÜ BİLMEN GEREK..

..Dönen dönsün yolundan ,Ben dönmezem yolumdan..
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Melamiyye
Salı Ağus. 22, 2017 5:57 pm tarafından alevi-veysel

» Hasan Sabah ve Haşhaşiler tarikatı
Perş. Ara. 22, 2016 3:47 pm tarafından Admin

» OSMANLI DEVLETİNDE BEKTAŞİ TARİKATININ KAPATILMASI VE SONRASI GELİŞMELER
Perş. Ara. 22, 2016 3:43 pm tarafından Admin

» BİZİM SAYFAMIZ
Çarş. Haz. 15, 2016 8:05 pm tarafından Admin

» Zara AKDEDE (Cimilti) Köyü
Salı Mayıs 17, 2016 3:39 pm tarafından Admin

» alevilik bilgi forumu avatarlar
Salı Mayıs 03, 2016 1:18 pm tarafından Admin

» Karışık Gifler-Hareketli Gifler
Ptsi Mayıs 02, 2016 4:46 pm tarafından Admin

» TÜRKİYE GÜNDEMİ RESİM VE SÖZLERLE.
Cuma Nis. 29, 2016 10:48 am tarafından Admin

» ŞERİ-SÜNNİLİKTE KADIN
Ptsi Nis. 25, 2016 2:57 pm tarafından Admin

Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim

Galeri


Ortaklar
bedava forum

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Sosyal yer imi

Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

Sosyal bookmarking sitesinde ALEVİLİK BİLGİ FORMU-ALEVİ-VEYSEL adresi saklayın ve paylaşın

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 2 Arama motorları

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 216 kişi Cuma Ağus. 11, 2017 12:46 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 13 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ZiLaN

Kullanıcılarımız toplam 5026 mesaj attılar bunda 676 konu

ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

mesaj ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Admin Bir C.tesi Şub. 01, 2014 3:50 pm

ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

10-11 Haziran 2006'da Bremen'de gerçekleştirilen Alevi Akademisi Bilim
Kurulu Sempozyumu'nda Bilim Kurulu üyesi Enis Emir'in sunduğu bildirge
şöyledir;
bilim_kurulu_toplantisi_1011.06.2006_024.jpg
Soldan sağa, Doç.Dr. Özgür Savaşçı, Prof.Dr. Cengiz Güleç ve Enis Emir

Hz. Muhammed’in döneminden Oniki Ehl-i Beyt İmamı’nın son dönemine
kadar, Alevilerin inancını ebedileştiren en önemli kitapların
bazılarını tanıtmak istiyorum.

Hz. Muhammed’in döneminden kalma en önemli iki kaynak, Kuran-ı Kerim ve
Hadis-i Şerif’lerdir. Hz. Muhammed’in hayatında Hz. Ali’ye Kur’an’ın
asıl metni ve iniş sebebi imla edilmişti (Ebu Ferec Muhammed bin Ebi
Ya’kub el-Verrak en-Nedim (ö.380/959) “El-Fehrest”kitabında; Bu habere
yakın İbn Sa’d (ö.230/809) “Tabakaat el-Kubra” adlı kitabında; Ahmed
bin Abdillah Ebu Nu’aym el-İsfehaniy (ö.430/1009) “Hilyet’ul-Evliya”
adlı kitabında; Suleym bin Kays el-Hilaliy (ö.76/655) “Kitabu Suleym”
adlı kitabında...)

Şia’nın ve Sünni’lerin muteber kitaplarındaki haberlere göre, Hz.
Ali’nin kitap haline getirdiği bu iki ana kaynak, halife olan Ebu Bekr
ibn Ebi Kuhafe ve yardımcısı ‘Umar ibin Hattab (Ömer) tarafından red
edilmişti. (Suleym bin Kays el-Hilali “Kitabu Suleym”; Ahmed bin Ebi
Ya’kub el-Ya’kubi (ö.284/863) “Tarih” adlı kitabında; İbin Ceziy
(ö.741/1320) “El-Tshiyl ila ‘Ulum el-Tenzil”; Celaluddin Abdurrahman
bin Kemaleddin es-Suyuti (ö.911/1490) “El-İttikaan fi ‘Ulum el-Kuraan”;
Ebul-Feth Muhammed bin Ebil-Kaasem eş-Şehristaaniy (ö.548/879) “Tefsir”
kitabının mukaddemesinde...)

Bu iki ana kaynak Aleviliğin temel inancını ihtiva etmekteydi. Hz. Ali
bu iki ana kaynağı en yakın çevresine, Hz. Selman-ı Farisi, Hz. Ebu
Zerr al-Ğaffari, Hz. Mikdad bin Esved el-Kindi Ammar bin Yaser gibi
seçkin ilk Alevilere öğretmişti.

Tarih kitaplarında aktarıldığı gibi, bu iki ana kaynağın içindeki
gerçekleri, hayatını feda etme pahasına da olsa Hz. Ebu Zerr insanlara
yaymaya çalışmıştı. Bu ilk Aleviler Ehl-i Beyt’in hakkını iki ana
kaynak olan Kur’an’a ve doğru hadislere dayanarak kanıtlamak için zorlu
bir mücadele etmişlerdi.

İlk Alevilerin bu hareketi Ebu Bekr’i ve Ömer’i tedirgin etmişti. Hz.
Peygamber’in hadisleri Kur’an’ın tefsirini ve tevilini öğretiyordu. Hz.
Ali, Kur’an’ı bu şekilde hazırlamıştı: Kur’an’ı okuyan, aynı anda
ayetlerin tefsirini ve tevilini de birlikte okuyordu. Ebu Bekir ve Ömer
bunun ne gibi sonuçlar doğuracağını iyi bilenlerdendi. Bu yüzden Ebu
Bekir halifelik makamına geçtiğinde halka hitaben şöyle demişti:

“Sizler aranızda Peygamberin hadislerini zikrederek ihtilafa
düşüyorsunuz. Sizden sonra gelecek olan insanlar, bu hadisler
konusunda, sizden daha fazla ihtilafa düşecekler. Peygamberin hiçbir
hadisini anmayın!!! Size bu konuda herhangi biri soru sorduğunda ona
şöyle deyin: Aramızda Allah’ın kitabı var, helal kıldığını helal ve
haram kıldığını da haram bilin, bu size yeterlidir!!!” (Şemsuddin
el-Zehebi (ö.748/1327) “Tezkiret’ul-Huffaz”, Ebu Bekr maddesinde).

Ömer, halifeliği esnasında hadislere karşı olan siyaseti daha bariz bir
şekilde beyan etmişti. Kendisi, hadislerin böylece tefsirin ve tevilin,
Kur’an açıklamasından çıkarılmasını alenen emrediyordu. (Muhammed bin
Cerir el-Taberi (ö.310/889) “Tarih”; İbin Sa’d “Tabakaat’ul-Kubra”;
Zehebi “Tezkiret’ul-Huffaaz”; El-Hakim el-Nişaaburi (ö.405/984)
“Mustedrek” Hatib el-Bağdaadi (ö.463/964) “Cami’ Beyaan el-‘İlm”;
Abdillah bin Behraam el-Daremi (ö.255/834) “Sunen” ; Muammed bin Yezid
el-Kazvini bin Maace (ö.275/854) “Sunen”; ‘İmaduddin İsmail bin ‘Umar
bin Kesir (ö.774/1353) “Tarih”...)

Ömer bununla yetinmemiş ve yasaklara riayet etmeyenleri dayak ve başka
cezalarla cezalandırmıştı (Muhammed bin Cerir el-Taberi “Tefsir”; Hakim
“Mustedrek”; Suyuti “Durrel-Mensur” ve “El-İttikaan fi ‘Ulum
el-Kuraan”; İbin Kesir “Tefsir”; Daremi “Sunen”; Muhammed bin Mukrim
bin ‘Asakir (ö.711/1290) “Tarih”...)

Bu olumsuzluklara karşı, Ehl-i Beyt İmamları hayatları boyunca Kur’an-ı
Kerim’in esas olan mesajını en yakın çevrelerine anlattılar. Kur’an’ın
tefsirini ve tevilini oluşturan ve İslam dininin esasını aydınlatan
hadisler, kitaplar halinde günümüze kadar ulaştırıldı.

Oniki İmamlar’ın yaşamlarına baktığımızda, onlara bağlı olan o zamanki
Alevilerin durumunu anlamamız daha kolaylaşır. Hz. Ali halifelik
makamına geçtiğinde, önceki halifelerin yapmış oldukları tahribatın
enkazı ile karşı karşıya gelmişti. Düzensizlik ve adaletsizlik had
safhaya varmıştı(Taberi Tarihi’ni incelemek yeterlidir). Hz. Ali’nin
çevresinde olan Şia (Hz. Ali’ye uyanlar) Aleviler, aynı göz ile Hz.
Ali’yi görmüyordu. Hz. Ali’yi görenler de onun hakkında aynı kanaate
sahip değillerdi. Tıpkı Peygamber’i görenlerin hepsinin ona inanmadığı
gibi, ona inanmış görünüp fakat ihanet edenlerin de olduğu gibi.

Hz. Ali’nin ilk mücadelesi onu hiç sevmeyenlere karşı olmuştu. Nitekim
onu sevmeyenler ona karşı halkı ayaklandırıp savaş yolunu açmışlardı.
Bu savaşlar esnasında Hz. Ali’nin seçkin ashabının kimlerden oluştuğu
da belli oldu. Hz. Ali’de gördükleri insan üstü güce tam manası ile
inananlar, Hz. Ali’nin seçkin eshabı konumuna geçtiler. Hz. Ali’nin
vefatından sonra halifelik makamına geçen Hz. Hasan, toplumun ihanetine
uğramıştı. Hz. Hasan toplumun isteksizliğini gördüğünde Muaviye ibn
Sufyan ile barış antlaşmasına gider. Hz. Hasan’ın tek gayesi gerçek
Şia’yı (Alevileri) kurtarmaktı. Antlaşmanın maddelerinden biri şu
önemli şartı koşmuştu: Hz. Ali yandaşları takib edilmeyecek ve
soruşturmaya tabi tutulmayacaktı. Tarih kaynakları bu antlaşmayı tesbit
etmişlerdir. Bu antlaşmaya rağmen Muaviye, Alevileri takip ettirmiş ve
birçoğunu şehid etmişti. Hucr ibn ‘Adey olayı en muteber tarih
kaynaklarında zikredilmiştir. Hucr ve ashabı Aleviler’in en önde
gelenlerinden idiler. Kufe’de yaşayan Hucr, Hz. Ali’ye lanet
okutulmasına karşı çıkmıştı.Vali’nin şikayeti üzerine Muaviye’nin
emriyle Hucr ve eshabı şehid edilmişlerdi.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

mesaj Geri: ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Admin Bir C.tesi Şub. 01, 2014 3:51 pm

Hz. Hasan devrinden sonra Aleviler saklanma dönemine girmişlerdi. İmam
Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesi, gerçek Alevilerin daha da gizli
bir şekilde yaşamasına neden olmuştu. Bu dönemden bize ulaşan en önemli
kaynak, Hz. Ali’nin ashabından olduğu bilinen ilk Aleviler’den Suleym
ibn Kays el-Hileli al-Kufi’nin kitabıdır. Suleym, İmam Muhammed
al-Bakır zamanına dek yaşamış ve hicretin 76. yılında vefat etmişti.
Emevilerin zulmünü tatbik eden Hacac el-Zalim, Suleym ibn Kays’ı
öldürtmek için takib ediyordu. Bunu fark eden Suleym, Eban bin Ebi
‘Ayyaş’ın evine sığınıp, orada saklanmıştı. Ömrünün sonuna doğru Eban
bin Ebi ‘Ayyaş’a, Hz. Ali’den öğrendiklerini yazdırmıştı( İbn Nedim
“Fehrest”kitabında bu haberi, 151 hicri yılında vefat eden meşhur
tarihçi Muhammed bin İshak’tan almış; Şeyh Muhammed Muhsin al-Tahrani
“Ez-Zeri’a ila tasanif al-Şi’a” adlı geniş çalışmasında Suleym bin
Kays’ın kitabı hakkında geniş bilgi vermiştir, cilt: 2, sahife
152-159). Bu yazılan sayfaların içeriği bizim zamanımıza dek
ulaşmıştır. Suleym’in kitabından haber aktaran bazı meşhur bilginler:
Hicri 345 yılında vefat eden Ebil-Hasan Ali bin Huseyn al-Mes’udi
“Al-Tenbih vel-İşraf”adlı kitabında, Suleym’in kitabından alıntı
yapmıştır. Hicri 260/Miladi 839 yılında vefat eden Fadıl bin Şazan
“Muhtasar isbat al-Rac’a” adlı kitabında, Suleym’in kitabından haber
aktarmıştır. Hicri 769 yılında vefat eden Kadı Bedreddin al-Subki
“Mahasin al-Vasail fi ma’rifet al-Avail” adlı kitabında, Suleym ibn
Kays’ın kitabını Şia’nın tasnif ettiği ilk kitap olarak zikretmiştir.
Şia’nın en önemli kaynaklarından sayılan, Kuleyni’nin “Al-Kâfi” kitabı,
Şeyh Mufid’in “Al-İhtisaas” kitabı Suleym’in kitabındaki haberleri
aktarmışlardır.

Kerbela olayı ve sonraki olaylar da, o zamanki Alevilerin (Şia’nın)
aynı samimiyet ile Ehl-i Beyt İmamları’na bağlı olmadıklarını
göstermişti. Ehl-i Beyt İmamları da bu durumu en iyi bilenlerdendi.

Hz. Ali’nin çevresinde yetişen Aleviler, Hz. Muhammed’i görüp tanıyan
kişilerden oluşmuştu. Daha sonraki Aleviler de en azından Hz.
Muhammed’i gören ve tanıyan Alevilerin ışığı ile aydınlanmışlardı. Hz.
Ali’nin etrafında yaşayan ve onu dinleyen Aleviler, Hz. Ali’yi nasılsa
öyle anlamış değillerdi. Hz. Muhammed’in zamanında durum daha farklı
değildi. (Kuran’da Muhammed suresi, ayet 16: “Ve onlardan seni
dinleyenler de var; sonradan yanından çıkınca kendilerine bilgi
verilenlere (gerçekten inananlara), demin o ne söylüyordu derler. Onlar
öyle kişilerdir ki Allah kalplerini mühürlemiştir. Onlar kendi hava ve
heveslerine uyarlar. “) Hz. Muhammed’i dinleyip ona itibar etmeyen
müslümanlar gibi, Hz. Ali’yi dinleyip onu anlamayan Aleviler de vardı.
Bu durum sonraki Ehl-i Beyt İmamları çevresinde de değişik değildi.

Alevilerin o zamanki durumunu bize çok iyi bir şekilde beyan eden bir
olayı aktarmak istiyorum. Bir adam Hz. Ali’nin huzuruna gelip ondan
makamının yüceliğine dair bir şeyler göstermesini ister. Hz. Ali o
adama ve etrafta bulunanlara dedi ki:

“Sizlere gerçek kudretimden bir nebze gösterseydim, buna dayanmayıp
inkâra sapmanızdan korkuyorum.” Hazır olanlar bunda israr ettiklerinde,
Hz. Ali hepsinden inkâr etmiyeceklerine ve onu tekzib etmiyeceklerine
dair yeminli söz alır. Hz.Ali seçkin olan ashabından 70 kişi ile
birlikte Kufe’nin dışına, sahraya çıkar. Hz. Ali oraya vardığında
toplumun anlamadığı kelimelerle dua eder. Bu dua üzerine hazır olanlar
yüzlerini ona doğru çevirdiklerinde etrafın türlü türlü yemyeşil
bahçeler, çeşit çeşit ırmaklar ve saraylar ile dolduğunu ve bunların
yanında yakıcı ateşlerin yükseldiği yerler görürler. Bu iki yerin
cennet ve cehennem olduğundan kimsenin şüphesi kalmamıştı. Bunu
gördüklerinde 68 kişi bunun büyük bir sihir olduğunu söyleyip
verdikleri yeminli sözlerinden cayıp inkâr ederler. İki kişi sadece
olanların gerçek kudretin sonucu olduğuna inanırlar. Hz. Ali bu iki
kişi ile Kufe’ye geri döner. İbadet ettikleri yere vardıklarında Hz.
Ali ikisinin duyduğu halde bir duada bulunur. Bu iki kişi yerin
üzerindeki çakıl taşlarının mücevherlere dönüştüğünü görürler.
İkisinden biri verdiği yemin sözünden dönüp gördüklerini sihir ile
niteleyip inkâr eder. Geri kalan bir kişi ise yerdeki bu cevherlerden
birini alıp saklar. İnsan oğlunun daha hiç görmediği bir cevheri ertesi
güne kadar evinde tutar. Hz. Ali ertesi gün adamın bunu neden yaptığını
sorduğunda, o adam dedi ki : “Bu cevherin gerçek olup olmadığını bilmek
için saklamıştım!!!” (Kutbeddin Sa’id bin Hibettullah al-Ravendi
(ö.573/854) “Al-Haraic vel-Cerayih”; Hasan bin Suleyman al-Hilli
(ö.8.hicri yüzyılı) “Muhtasar Basair al-Derecaat”; Muhammed Bakır
al-Mecliysi (ö.1111/1690) “Bihar’ul-Anvaar”; Seyyid Haşim al-Bahrani
(öl.12.hicri yüzyılı) “Mediynet’ul-Me’aciz”)

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

mesaj Geri: ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Admin Bir C.tesi Şub. 01, 2014 3:55 pm

Hz. Ali’nin en yakın ashabları arasında da Ali hakkındaki görüşler aynı
olmamıştır. Şia’nın gruplaşmasındaki en önemli faktör, imamlara olan
bakış açılarında ortaya çıkan farklılaşmadır. Bu nedenle İmamlar’ın
gerçek mahiyetini bilenler azınlıkta kaldı. Önemlisi ise bu azınlığın
bildiği gerçekleri, kendi toplumundan gizlemeye çalışmış olmalarıdır.
İmamların devrinden kalma, bu gizliliğe işaret eden çok sayıda değinme
var. Bu bilgilerin ortaklaşa ifade ettiği değerlere en önemli
kaynaklardan örnekler vermek istiyorum.

İmam Muhammed al-Bakır, ashabına hitaben şöyle buyurmuştur:

Allah’ın elçisi (Hz. Muhammed) buyurdu ki : Al-i Muhammed’in (Ehl-i
Beyt’in)
hadisi (hakikati) zorun zorudur. Al-i Muhammed’in hakikatine,
ancak Allah’a yakın olan bir melek veya Allah tarafından haber alan bir
Peygamber veya kalbi iman ile sınanmış halis müminler iman edebilirler.
Al-i Muhammed’in hakikatlerinden size bir haber ulaştığında onu anlayıp
ve kalpleriniz de onu kabullenirse kendinize alınız. Şayet kalpleriniz
bu hakikate tahammül etmez ve size ağır gelirse, bunu Allah’a,
Peygamber’ine ve Al-i Muhammed’in alimine (imamına) bırakınız. Bu
hakikati duyup ona tahummül edemeyen ve inkâr edip: Allah’a yemin olsun
ki bu hakikat değildir, bu hakikat değildir, diyenleriniz helak
olacaktır. İnkâr etmek küfrün ta kendisidir.” (Bu haber aynen, biraz
değişik kelimelerle veya muhtasar olarak İmam Ali bin Ebi Talib, imam
Ali Zeynunabidin ve imam Ca’fer al-Sadık’tan
nakledilmiş (Kuleyni
“Al-Kafi” c:1, s:401; Ebi Mansur Ahmed bin Ali al-Tabrasi “Al-İhticaac”
c:1, s:175; Ebi Ca’far Muhammed bin Ali İbn Babuveyh al-Kummi al-Saduk
“Al-Aamali” veya “Al-Mecaalis”s:1-4 ve aynı müellifin “Ma’ani al-Ahbar”
s:188; Ebi Abdullah Muhammed al-‘Ukbari al-Bağdadi Şeyh Al-Mufiyd
“Al-İhtisaas” s:163; Ebi Ali Fadıl bin Hasan al-Tabrasi “İ’laam
al-Vara” s:435 ; Muhammed al-Bakır al-Mecliysi “Bihar’ul-Envaar” c:2 ,
s:182-212 ve başka yerde; Al-Radiy Muhammed bin Huseyn bin Musa
“Nahc’ul-Balağa” İbin Ebil-Hadid şerhi cilt: 6 s: 182 , c:7 s:99, c:13
s:104-107; Sa’d bin Abdullah al-Kummi “Basair al-Derecaat” s:30-36 ;
Ebi Kaasem Furat bin İbrahim al-Kufi “Tefsir Furat al-Kufi” s.114 ve
425; Suleym bin Kays al-Hilali al-Kufi “Kitab Suleym” s:555-561;
Reşideddin Muhammed bin Ali ibn Şehraaşub “Menakib Al Ebi Taalib” c:4
s: 238 ...)

Bu meşhur haberde görüldüğü gibi Al-i Muhammed’in sırrı herkesin
kalbine sığmıyordu. O zamanki Aleviler’in arasındaki ihtilafı daha açık
bir şekilde bize aktaran bir haberi daha zikretmek istiyorum.

İmam Ali bin Ebi Talib en yakın ashabı ile beraber meclisinde otururken, ona dediler ki:

”Ey müminlerin emiri, bize hakikattan haber etseydin.” İmam Ali dedi
ki: “Eyvah size! Benim sözüm zorun zorudur, bunu ancak bilginler
anlıyabilir!” Hazır olanlar dediler ki: “Bize haber etmende
ısrarlıyız.” İmam Ali dedi ki : “Beni takib edin!” imam Ali adamlarla
evin içine girdiğine şöyle dedi:

“Benim yücelerin yücesi olup kahreden! Benim ölüleri diriltip ihya
eden! Benim dirileri ölü kılan! Benim her şeyden evvel olan evvel,
benim her şeyden sonra son(ahir) olan! Benim görünen, benim gizli olan
!!!”

Adamlar bunu duyduklarında: “Kafir oldu!” deyip evden dışarı
çıkmak için kapıya doğru yürüdüler. İmam Ali kapıya hitaben dediki:

“Ey kapı! Dışarı çıkmalarını engelle!” Kapı kapandığında Hz. Ali adamlara hitaben dediki:

“Ben sizlere sözlerimin zorun zoru olduğunu ve ancak bilginlerin bunu
anlıyabileceğini söylemedim mi? Bana doğru gelin de size sözlerimi
tefsir edeyim. Size, benim yücelerin yücesi olup kahreden, dedim. Ben
bu kılıcım ile üzerinize galip gelerek sizleri kahrettim, ancak böylece
Allah’a ve Peygamber’ine iman etmiş oldunuz. Size, ihya eden ve öldüren
benim dedim. Ben, Allah’ın yolunu ihya ettim ve sapıklığı öldürdüm.
Evvel olduğumu söyledim, ben ilk olarak Allah’a iman eden ve İslam
olanım. Son olduğumu söyledim, Peygamberin cenazesini son görüp
defneden bendim. Görünen ve gizli olan benim dedim, görünen ve gizli
olan ilim bendedir, anlamında söyledim!!!” Adamlar bu tefsiri
duyduklarında: “Üzerimizdeki ağırlığı gidermiş olup bizi rahtlattın,
Allah seni de rahatlatsın” dediler. (Şeyh Mufid “Al-İhtisas” s:163 ;
Mecliysi “Bihar’ul-Envaar” c:42, s:189)

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

mesaj Geri: ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Admin Bir C.tesi Şub. 01, 2014 3:56 pm

İlk Alevilerin drumunu bu ilginç olay ile irdelemek mümkündür. Hz.
Ali’nin sözleri gayet açık ve nettir. Buna rağmen bazılarının bunu
anlamaması doğaldı. Nitekim Hz. Ali’nin sözlerini ancak bilgin olanlar
anlıyabilirdi. Bu gerçeğe dayanarak Alevileri iki ana gruba ayırmak
mantıksal açıdan yanlış olmaz:

Birinci grup: İmamların sözlerini ve gösterdikleri olağanüstü,
insanüstü failiyetleri (mucizeleri) anlamayan, yerli yerine koyamayan
kişiler.

İkinci grup : İmamların sözlerini ve failiyetlerini derece derece anlayan bilginler.

Bilginlerin içinde bilgiyi basamak basamak anlayanların olduğunu beyan
eden bir haberi aktarmak istiyorum. Bu haber İmam Ali, İmam Ali Zeynul
Abidin, İmam Muhammed al-Bakir ve İmam Ca’fer al-Sadık tarafından
alınmıştır. Haberin metni şudur:

“Allah’a yemin olsun ki Ebu Zer, Selman’ın kalbindeki sırrı bilseydi
onu öldürürdü. Allah’ın elçisi (Allah’ın selamı ve duası ona ve Ehl-i
Beyt’i üzerine olsun), Ebu Zer ve Selman arasında kardeşlik bağı kurmuş
olmasına rağmen halleri buydu.. Artık geri kalan insanların durumunu
nasıl zannedeceksiniz düşünün!? Alimlerin ilmi zorun zorudur, bunu
ancak ona vahiy gönderilmiş bir peygamber veya Allah’a yakın bir melek
veya Allah’ın onun kalbini iman ila sınamış olduğu bir mümin
taşıyabilir. Selman bizden Ehl-i Beyt’ten olduğu için onu alimlere
intisab ettim.” ( Kuleyni “Kafi” c:1, sahife:401; Şeyh Mufid
“Al-İhtisaas” s:12; Sa’d bin Abdullah al-Kummi “Besair al-Derecaat”
s:25; Ebi ‘Amr Muhammed bin ‘Umar al-Kaşşi “Ricaal al-Kaşşi” S.17 ve
26; Mecliysi “Bihar’ul-Envaar” c:2, s:190; Seyyid Haşim bin İsmail
al-Bahrani “Ravdat’ul-Va’iziyn” c:2 , s:281)

Bu haberden anlaşıldığı gibi imam Ali devrinde yaşamış olan en seçkin
Aleviler arasında , İmamlar’a yönelik tedrici bir bilgi mevcuttu. İman,
kabullenme, Ehl-i Beyt’e yönelik olan görüş ve bilginin mesafesi ile
ölçülmüştür. Bunu teyid eden bir haberi daha aktarmak istiyorum. İmam
Ca’fer al-Sadık’tan, dedi ki:

“İman (kabullenmek), bir merdiven misali on basamaktan ibarettir. Bu
merdiven basamak basamak çıkılır. Bu merdivenin üzerinde, birinci
basamakta duranlar, ikinci basamakta olanlara: sen hiçbir şey üzerinde
durmuyorsun (kıymetin yok) demesin. Bunu, daha yukarıdakilere de
söylemeyiniz! Sizden daha altta olanları da sakın (küçük) düşürmeyiniz.
Bunu yaparsanız üzerinizdekiler de sizi düşürür! Sizin altınızda
olanları görürseniz onları dostça kendinizin düzeyiine getirmeye
çalışınız. Bunu taşıyamayacağını görürüseniz, ona yüklenmeyiniz! Aksi
takdirde onu kırarsınız. Bir mümüni kıran, onu bir daha tamir etmeye
(gönlünü almaya) mecburdur! Mikdad (bin Esved al-Kindi) iman
merdiveninin sekizinci basamağındadır; Ebu Zer dokuzuncu basamağında ve
Selman ise onuncu basamağındadır.” (Kuleyni “Kafi” c:2, s:44 ; Şeyh
Saduk “Al-Hisaal” c:2, s:447-448 ; Mecliysi “Bihar’ul-Envaar” c:22,
s:341 ve 350; Seyyid Haşim Bahrani “Ravdat’ul-Va’iziyn” c:2, s:281;
Muhsin bin Hasan al-A’raciy al-Kazimiy “Vesail’ul-Şi’a” c:16, s:162)

İmam Ca’fer, müminler arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğine
dair çok güzel bir şekilde işaret etmiş. Ehl-i Beyt’e yönelik,
Aleviler’in arasındaki görüş ve bilgi farklılığının hoşgörü ve dostluk
içinde kabullenilmesi istenmiştir.

Bu istenilen hoşgörü ve dotluk, tarihin akışı içinde gerçekleşti mi?

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

mesaj Geri: ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Admin Bir C.tesi Şub. 01, 2014 3:57 pm

İslam tarihini incelediğimizde, müminlerin (kabullenenlerin) arasında
hoşgörünün ve dostluğun yerine, düşmanlığın, horgörüşün, iftiranın,
baskının ve zulmün yer aldığını görüyoruz.

İslam tarihinin ilk yüzyılında Ehl-i Beyt’e karşı yapılan savaşları ve
zulümleri kaydeden en eski kaynaklar bütün insanların gözleri
önündedir. Bu hakikatın ışığı altında sonraki zamana bakmanın daha
doğru olacağı kanısındayım.

Ehl-i Beyt’e uyanlar ve uymayanlar, Alevi olanlar ve olmayanlar:

Ehl-i Beyt’e uymayanların ana kaynaklarına baktığımızda, Ehl-i Beyt’e
uyanlara karşı horgörüsüzlüğü, iftirayı ve yalanı görmekteyiz.
Örneklerin hepsini sıralamaya yerimiz yetmez.. Sadece en önemli hadis
bilginlerinin kitaplarına değinsek, gerçekleri görebilmek için yeterli
olacağı kanısındayım.

Sünniler’in (Ehl-i Beyt’e uymayanları) ana kaynaklarının başında gelen
“Sahih-i Buhari” veya “El-Cemi’us-Sahih” olarak bilinen Ebu Abdillah
Muhammed bin İsmail el-Buhari’nin (öl.256/870) kitabında, imam Ca’fer
el-Sadık, hadisi kabul edilecek biri olarak görülmemiş. Bu gibi sünni
ana kaynaklarda takib edilen metodları, aşağıda sıralamış olduğum
şekilde tesbit etmek mümkündür:

a) Hadisi rivayet edenler Alevi ise;

b) Bu kişiler Ehl-i Beyt’in imamlarını, imamet makamının hak sahipleri olarak görürlerse;

c) Ehl-i Beyt’in, Ebu Bekr, Ömer, Osman ve yardakçılarından daha faziletli olduğunu ifade ederlerse;

d) Ehl-i Beyt’in hakkı’nı gasb edenleri ve onlara zulmedenleri zemederlerse;

İşte bu kişiler Sünni hadis metotunda: Terkedilmiş, yalancı, iftiracı,
zayıf, uydurmacı, rafizi ... olarak belirlenir ve hadislerine itibar
edilmez.

Şia’nın metot kitapları, hadisleri aktaran bazı Alevi kişiler hakkında, sünnilerin metotu gibi işlenmiş.

Şia’nın rical (hadisleri aktaran kişileri araştırma metotu) kitaplarındaki tesbitleri şöyle sıralıyabiliriz:

a) Ehl-i Beyt’e aşırı derecede(!) yücelik verenler;

b) Mevcut olan şeriat düzeninin getirdiklerini sorgusuz bir biçimde benimsemeyenler;

c) Kalıplaştırılmış bazı değerleri olduğu gibi kabul etmeyenler;

Bu kişiler Şia’nın (Alevilerin) metot kitaplarında: Aşırı olanlar,
yalancılar, uydurmacılar, imamlara iftirada bulunanlar, yoldan
çıkanlar... Olarak belirlenmiş ve buna dayanarak ta hadislerinin
çürütülmesi için çaba harcanmıştır.

Birinci ve ikinci hicri yüzyılındaki önde gelen Alevi kişilere yönelik yapılan çürütme çabalar:

Hadisleri çürütülmek üzere hedef seçilenu bazı marifet ve hakikat sahibi Alevi büyükleri:

Mufaddal bin ‘Umar el-Cu’fi

İmam Ca’fer es-Sadık’ın ashabından.

Cabir bin Yezid el-Cu’fi

İmam Muhammed el-Bakır ve imam Ca’fer es-Sadık’ın ashabından.

Muhammed bin Sinan ez-Zehiriy

İmam Musa el-Kâzım’ın eshabından.

Bu tesbiti, aşağıda sıraladığım rical ve hadis kitaplarında görebilirsiniz:

1. Ebi ‘Amr Muhammed bin ‘Umar bin ‘Abdul’aziz el-Kaşşi (öl. 4.hicri yüzyılı) “Ricaal el-Kaşşi”

2. Ebi ‘Abbas Ahmed bin ‘Ali bin Ahmed el-Neccaşi (ö.5. hicri yüyılı) “Ricaal en-Necaaşi”

3. Ebu Huseyn Ahmed bin Ebi Abdillah el-Ğadairi (ö.5.hicri yüzyılı) “Ricaal bin Ğadairi”

4. Ebu Ca’far Muhammed bin Babuveyh el-Kummi (ö.381/960) “El-Fakiyh”

Örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.

Bütün olumsuzluklara rağmen, Şia’nın önemli sayılan bazı kitaplarında
Ehl-i Beyt’in yüceliğini ve hakikatini beyan eden haberler günümüze
kadar gelebilmiştir.

Aynı durumu Sünni ana kaynakları için de söyliyebiliriz. Bütün bu
olumsuzluklara rağmen, bazı Sünni ana kaynalarında Ehl-i Beyt’in
hakkını tesbit edecek gerçekler bize kadar gelebilmiştir.

Bütün zorluklara ve olumsuzluklara rağmen bize ulaşabilen, çalışmamın
esas konusu olan Alevi kitaplarının bazılarını kısa bir şekilde
tanıtmak istiyorum:

1. “Kitabu Suleym”

İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Ali Zeynulabidin ve İmam
Muhammed el-Bakır’ın ashabından olan Suleym bin Kays el-Hilaliy
el-‘Amiri el-Kufi’nin (öl.76/655) kitabı. Bu kitapta İslam tarihinin
ilk yüzyılındaki en önemli olaylar tesbit edilmiş. Tevella ve
teberra’nın sebebini ve tarihini İmam Ali ve geri kalan imamlardan
öğrenmiş ve kitabında tesbit etmişti. Şia’nın en mutebber kitapları, bu
kiabın verdiği bilgilerden ışık alarak tarihi olaylara aydınlık
getirmişlerdir. Kuleyni (öl.328/907)“El-Kafi” kitabında Suleym’in
haberlerini aktarmıştır. Kaşşi (öl.4. hicri yüzyılı) kitabında, Ehl-i
Beyt İmamları’nın Suleym’in kitabını tavsiye ettiklerini nakletmiş. Bu
konuya dair çok geniş bilgiyi veren “El-Zeri’a ila tasaniyf el-Şi’a”
kitabıdır(cilt:2; sahife:152-159). Bu kitap basılı olarak yaygın ve
meşhurdur.

2. “El-Heft el-Şerif min fadail mevlana Ca’far es-Sadek”

Bu kitap, imam Cafer el-Sadık’ın ashabından olan Mufaddal bin ‘Umar
el-Cu’fi (ölümü hicri 2. yüzyılı) tarafından, İmam Ca’fer el-Sadık’ın
imlası ile yazılmıştır. Bu kitapta tevhid, marifet ve hakikat açısından
zahiri ve kısmen batini olarak açıklanmış.Yaratılışın başlangıcı ve
varlığın sırrı hakkında bilgi verilmiş. Bu kitap çok sayıda basılmış
olup yaygındır.

3. “Tevhid al-Mufaddal”

Bu kitap, imam Ca’fer el-Sadık tarafından Mufaddal bin ‘Umar’a imla
edilmiştir. Bu kitapta tevhidin esasına beyan getirilmiş. Marifet ve
hakikatin batini açısına, bu ilmin ilk kapısından özün sırrına işaret
edilmiş. Bu kitap değişik ülkelerde basılmış olup meşhurdur.

4. “El-Ehliylecet fi el-Tevhid”

Bu risaleyi imam Ca’fer el-Sadık, Mufaddal bin ‘Umar’ın sorduğu
sorulara cevap olarak yazmıştı. Tevhidi ve Allah’ın varlığını beyan
eden risale. Bu risale “Bihar’ul-Envaar” kitabında basılmış olarak
günümüze yetişmiştir.

5. “El-Hidayat’ul-Kubra”

Bu kitap, Ebi Abdillah Huseyn bin Hamdan el-Hasiybi (öl.346/925)
tarafından yazılmıştır. Kendisi imam Hasan’ul-Askeri’nin vefat ettiği
yılda dünyaya gelmiş ve imam Muhammed el-Mehdi’nin ğaybeti (gizlendiği)
zamanında yetişmiştir. İmam Hasan el-Askeri’nin ilminden yararlanmış
bilginlerden feyiz almıştı. Bu kitap değişik tarihlerde basılmış ve
günümüze kadar gelmiştir.

Ehl-i Beyt İmamları devrinden günümüze kadar yetişen kitapların hepsini
tanıtacak olursak, yüzlerce sayfa bu bilgiyi aktarmaya yetmezdi. Daha
geniş bilgi edinmek isteyen, Şia’nın (ilk Alevilerin) kitaplarını
tanıtan, 28 cilten oluşan “El-Zeri’a ila tasaniyf el-Şi’a” adlı değerli
çalışmaya bakabilirler. Bu geniş çalışmada basılı kitapların el yazma
nüshalarının nerede bulunduğuna dair bilgiler mevcuttur.



Enis Emir

*alıntı kaynak-ALEVİ AKADEMİSİ.

_________________

ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH


 
                                                                                                                                   
avatar
Admin
YÖNETİM
YÖNETİM

Başak Kayıt tarihi : 19/01/14
Yaş : 58
Nerden : istanbul

moderatörler
tercübe: araştırmacı-yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

mesaj Geri: ALEVİLİĞİN ARAPÇA YAZILI KAYNAKLARI VE EL YAZMALARI

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz